1.6. İKİ DÜNYA SAVAŞI ARASINDAKİ DÖNEMDE MEYDANA GELEN SİYASİ VE EKONOMİK GELİŞMELER
1. Barışı Koruma Çabaları ve Uluslararası Diplomasi
Savaş Sonrası Arayışlar: I. Dünya Savaşı’nın yol açtığı büyük yıkımı tamir etmek ve küresel barış ortamını korumak amacıyla diplomatik girişimlerde bulunulmuştur.
Milletler Cemiyeti’nin Yersizliği: Savaş sonrasında galip devletler adına yeni bir güç dengesi kurmaya çalışan Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam), devletler arası sorunların çözümünde yetersiz kalmıştır. Sınırların ve savaş tazminatlarının belirlenmesinde Wilson İlkeleri’ne aykırı davranılması yeni bir dünya savaşının zeminini hazırlamıştır.
Locarno Antlaşması (1 Aralık 1925): Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Belçika, Çekoslovakya ve Polonya arasında imzalanmıştır.
Almanya, Versailles Antlaşması ile belirlenen batı sınırları için güvence vermiş ve Milletler Cemiyetine kabul edilmiştir.
Bu antlaşma Avrupa’daki siyasi gerginliği geçici olarak azaltmış; ancak Almanya doğu sınırları için benzer bir güvence vermemiştir.
Briand-Kellogg Paktı (27 Ağustos 1928): Fransa Dışişleri Bakanı Briand ile ABD Dışişleri Bakanı Kellogg öncülüğünde imzalanmıştır.
Savunmaya dayanmayan savaş tamamen yasaklanmış ve anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi esası getirilmiştir.
Pakta Fransa, ABD, İngiltere, Almanya, İtalya, Japonya, Belçika, Polonya ve Çekoslovakya’nın yanı sıra daha sonra Türkiye ve SSCB de katılmıştır.
2. Avrupa Devletlerinde Siyasi ve Ekonomik Durum
Fransa: Savaşın batı cephesi tamamen Fransız topraklarında cereyan ettiği için verimli tarım arazileri mahvolmuş ve üretim durmuştur. Ağır insan kayıpları nedeniyle ülke Avrupa’nın en yaşlı nüfusuna sahip olmuş, yaralıların tedavi masrafları bütçe dengesini bozmuştur.
İngiltere: Savaş sonrasında uzun yıllardır sürdürdüğü küresel hâkimiyetini kaybetmeye başlamıştır. Deniz aşırı pazarlarını ABD ve Japonya’ya kaptırmış, ihracatı düşmüş ve 1921’de ülkede 2 milyon işsiz ortaya çıkmıştır. Ayrıca ABD’den alınan ağır borçlar ekonomi üzerinde büyük yük oluşturmuştur.
İtalya: Savaştan galip çıkmasına rağmen istediği toprakları alamamış, ulaşım ve tarım sektörü çökmüştür. 1919-1920 yıllarında yaşanan hayat pahalılığı nedeniyle grevler ve fabrika işgalleri yaşanmıştır. Bu kriz ortamında Benito Mussolini liderliğindeki Faşist Parti (Kara Gömlekliler), Ekim 1922’deki “Roma Yürüyüşü” sonrasında iktidarı ele geçirmiştir. Mussolini kendisini “Duçe” (Lider) ilan ederek baskıcı bir yönetim kurmuş; Akdeniz ve Kuzey Afrika’da yayılmacı siyasete yönelmiştir.
Almanya: Kasım 1918’de İmparator II. Wilhelm’in tahttan çekilmesiyle Weimar Cumhuriyeti kurulmuştur. Savaş tazminatlarını ödemek için karşılıksız para basılması 1923’te marka değer kaybettirerek tarihi bir hiper enflasyona yol açmıştır. 1924 Dawes Planı (ABD’nin verdiği 200 milyon dolar borç) ile geçici bir rahatlama sağlansa da 1929 kriziyle ekonomi yeniden çökmüş; bu durum Adolf Hitler liderliğindeki Nasyonal Sosyalist (Nazi) Partisi’ni 1933’te iktidara taşımıştır.
İspanya: I. Dünya Savaşı’na katılmamış, ancak iç siyasi krizler zamanla kanlı bir iç savaşa dönüşmüştür. General Francisco Franco liderliğindeki milliyetçiler (Almanya ve İtalya destekli), seçimle gelen cumhuriyetçileri (SSCB ve sosyalistler destekli) mağlup ederek iktidarı ele geçirmiş ve İspanya’da Franco Dönemi başlamıştır.
3. 1929 Dünya Ekonomik Buhranı (Büyük Buhran / Kara Perşembe)
Krizin Nedenleri:
ABD’nin savaş harcamalarını karşılamak için çıkardığı “Liberty Bonus (Özgürlük Tahvilleri)” ile halka 25 milyar dolardan fazla borçlanması.
ABD’nin I. Dünya Savaşı’nda Avrupalı müttefiklerine verdiği devasa kredileri geri alamaması ve yaşanan nakit sıkıntısı.
Borsa spekülasyonları ve hisse senetlerindeki aşırı köpük.
Krizin Patlak Vermesi (“Kara Perşembe”): 24 Ekim 1929’da New York Wall Street Borsası’nın çökmesiyle başlayan kriz, kısa sürede tüm dünyayı sarmıştır. ABD Başkanı Herbert Hoover hükûmetinin müdahalede gecikmesi krizi daha da büyütmüştür.
Sosyal ve Ekonomik Etkileri: Borsa çökmüş, bankalar ve şirketler iflas etmiş, milyonlarca insan işsiz kalarak “Hoovertown” adı verilen gecondu mahallelerinde yaşamak zorunda kalmıştır. Çiftçiler ve üretim sektörü büyük darbe almış, kıtlık baş göstermiştir.
Uluslararası Yayılımı: Para birimlerini Amerikan dolarına bağlayan altın standardı sistemi nedeniyle kriz hızla küreselleşmiş ve uluslararası ticaret durma noktasına gelmiştir.
Çözüm Arayışları ve Keynesyen İktisat:
İktisatçı John Maynard Keynes’in “devletin ekonomiye ve para piyasalarına müdahale etmesi gerektiğini” savunan teorisi benimsenmiştir.
ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt New Deal (Yeni Düzen) adlı yardım, reform ve sosyal devlet programını başlatmıştır.
SSCB, kapalı ve devletçi ekonomik modeli sayesinde bu krizden etkilenmeyen tek büyük güç olmuştur.
Türkiye, krizin etkilerinden korunmak amacıyla 1930’dan itibaren Devletçilik ilkesini uygulamaya koymuştur.
4. İki Dünya Savaşı Arasında Etkili Olan İdeolojiler
Sosyalizm ve Komünizm: Toplumsal eşitliği ve işçi sınıfının haklarını savunan, SSCB’de devlet rejimi hâline gelen ideolojidir.
Faşizm: İtalya’da Mussolini önderliğinde ortaya çıkan; aşırı milliyetçi, özgürlük karşıtı, tek lidere (Duçe) ve mutlak devlet otoritesine dayanan otoriter rejimdir.
Nasyonal Sosyalizm (Nazizm): Almanya’da Hitler’in Kavgam kitabında esaslarını belirlediği; Alman ırkının üstünlüğünü savunan, ırkçı ve otoriter ideolojidir.
💡 Sınavda Çıkabilecek Anahtar Kavramlar ve İpuçları
Locarno Antlaşması (1925): Almanya’nın batı sınırlarını garanti ettiği ve uluslararası topluma yeniden kabul edildiği antlaşmadır.
Briand-Kellogg Paktı (1928): Savunma amacı taşımayan savaşın kanun dışı/yasak ilan edildiği barış paktıdır.
Kara Perşembe: 24 Ekim 1929’da New York Borsası’nın çökmesiyle 1929 Ekonomik Buhranı’nın başladığı gündür.
New Deal (Yeni Düzen): ABD Başkanı Roosevelt’in Büyük Buhran’dan çıkmak için Keynesyen ekonomi modeliyle başlattığı sosyal devlet programıdır.
Hoovertown: 1929 krizinde işsiz ve evsiz kalan Amerikalıların kurduğu gecondu yerleşimleridir.