1. Türk Toplum Yapısının Temel Basamakları
İslamiyet öncesi Türkistan’da teşekkül eden sosyal yapı, doğrudan kan bağı ve akrabalık ilişkilerine dayanan hiyerarşik bir piramit şeklinde örgütlenmiştir:
- Oguş (Aile): Toplumun en küçük birimi ve çekirdeğidir. Kan bağı esasına dayanır.
- Urug (Aileler Birliği / Oba): Ailelerin bir araya gelmesiyle oluşan toplumsal yapının ikinci basamağıdır.
- Bod / Boy (Kabile): Urugların birleşmesiyle meydana gelir. Başında boyun hak ve adaletini gözeten, menfaatlerini koruyan boy beyleri bulunur.
- Budun (Millet / Boylar Birliği): Ortak dil, kültür ve geleneklere sahip boyların bir araya gelmesiyle oluşur.
- İl (Devlet): Boylar birliğinin siyasi ve sosyal hayat bakımından mükemmelleşmiş en üst teşkilatlanma şeklidir.
Türk toplumunda katı hiyerarşik sınıflaşma ve kölelik yerine sosyal dayanışma, görev dağılımı ve kişisel özgürlükler esas alınmıştır.
2. Türkistan’dan Türkiye’ye Türk Aile Yapısı ve Dönüşümü
İslamiyet Öncesi Türk Aile Yapısı
- Çekirdek Aile Tipi: Türk ailesi genelde ana, baba ve çocuklardan oluşan küçük (çekirdek) aile yapısındadır.
- Evlilik Kuralları: Dışarıdan evlilik (ekzogami) ilkesi benimsenmiş ve buna bağlı olarak tek eşle evlilik (monogami) yaygınlaşmıştır. Çok eşlilik yok denecek kadar azdır.
- Evlilik Gelenekleri: Evlilikler “görücü ve aracı” usulüyle başlar; söz kesme, nişan ve düğün süreçleriyle tamamlanır. Kız ailesine verilen aile malına “kalın”, hediye niteliğindeki bedele “başlık”, kızın baba malından aldığı paya ise “çeyiz” denir.
- Mülkiyet ve Miras: Ailede büyük toprak mülkiyeti yoktur; mallar ortak sayılır. Evlendirilen her oğula bir çadır ve mal verilerek müstakil aile kurulur; en küçük oğul ise baba çadırında kalarak anne-babasına bakar ve çadır ile kalan mirasın sahibi olur.
Türk-İslam Devletleri ve Selçuklularda Aile
- Töre ile İslami kuralların harmanlanmasıyla Türk-İslam aile yapısı oluşmuştur.
- Evliliklerde kadının hukuki güvencesi olarak mehir uygulaması öne çıkmış; başlık ve çeyiz gelenekleri sürdürülmüştür.
- Evler kerpiç, tuğla veya ağaçtan inşa edilmiş; günlük yaşamın geçtiği sofa ve mutfak işlevi gören aşlık (aşevi) evin merkezî bölümleri olmuştur.
- Anadolu’nun Türkleşmesinde kadının sosyal, ekonomik, askerî ve kültürel rolünü gösteren Bacıyan-ı Rum (Anadolu Kadınları Teşkilatı) kurulmuştur.
Osmanlı Devleti’nde Aile Yapısı
- Klasik Dönem: İmparatorluk yapısı gereği Müslüman, Hristiyan ve Yahudi aileler aynı kültürel coğrafyada bir arada yaşamıştır.
- Geniş Aile ve Çekirdek Aile: Kırsal alanda üretim ve güvenlik ihtiyacı nedeniyle 3 kuşağın yaşadığı geniş aile yapıları bulunurken, şehirlerde (İstanbul, Bursa, Edirne) %92’den fazla oranda tek eşli ve ortalama 2 çocuklu çekirdek aileler yaygındır.
- Tanzimat ve Modernleşme Dönemi: Batılılaşma etkisiyle konak ve yalı yaşantısında mürebbiyeli üst tabaka aile tipi ortaya çıkmış; pederşahi otorite gevşeyerek bireysel özgürlükler genişlemiştir.
Cumhuriyet Dönemi Aile Yapısı
- 1926 Türk Medeni Kanunu: Aile yapısını birey haklarını ve kadın-erkek eşitliğini esas alan modern ve laik bir zemine oturtmuştur.
- Eşitlik ve Güvence: Resmî nikâh zorunlu kılınmış, tek eşlilik kuralı getirilmiş, boşanma mahkeme kararına bağlanmış ve çocukların velayeti anne-babaya eşit verilmiştir.
- Sosyal Yapı: Çekirdek aile modeli egemen olmuş, kadının eğitim ve çalışma hayatına katılımı desteklenmiştir.
3. Kadının Toplumsal Konumu ve Haklarının Gelişimi
- İslam Öncesi Türkistan: Kadınlar ata binebilir, avlanabilir, savaşabilir ve yönetimde/boylarda etkin rol oynayabilirdi. Kadın ve erkek eşit haklara sahip kılınmıştır.
- Osmanlı Dönemi: Şer’i hukuka göre kadının kendi mülkünü tasarruf etme hakkı ve mehir güvencesi vardı; erkeğin eşinin mülküne el sürmesi yasaktı. XVII. yüzyıl mahkemeleri kadınların miras haklarını etkin biçimde korumuştur.
- Cumhuriyet Dönemi: Kadınlar Medeni Kanun ile toplumsal alanda eşit haklar elde etmiş, eğitim ve meslek alanında ön plana çıkmıştır. 1933’te Demircidere köyünde muhtar seçilen Gül Hanım Türkiye’nin ilk kadın muhtarı olarak seçme-seçilme hakkının simgesi olmuştur.
4. Konargöçerlikten Yerleşik Yaşama ve Şehirleşmeye Dönüşüm
Türkistan’da Konargöçer Hayat
- Yaylak-Kışlak Hayatı: İklim ve otlak ihtiyacına bağlı olarak yazın serin “kuz” yerlerdeki yaylaklara, kışın ise rüzgârdan korunaklı “kuytu” yerlerdeki kışlaklara göç edilmiştir.
- Taşınabilir Konut (Çadır / Otağ / Yurt): Keçe yalıtımlı, kubbeli ve esnek yapılı çadırlar kullanılmıştır. Çadırın tepesinde gök penceresi (baca), merkezinde korluk (ocak), karşıda başköşe, sol tarafta erkek/misafir alanı ve sağ tarafta kadın/mutfak alanı yer almıştır.
- İlk Yerleşik Yaşam: 744 yılında kurulan Uygurlar, Manihaizm ve Budizm’i benimseyerek “balık” adı verilen surlarla çevrili, saraylı ve tapınaklı şehirler kurmuş ve kitlesel olarak yerleşik hayata geçmişlerdir.
Selçuklu ve Osmanlı Şehirleşmesi
- Selçuklu Şehri: Şehirler İç kale, Şehristan (asıl şehir) ve pazarların yer aldığı dış mahalleler olmak üzere üç bölümden oluşmuştur. Ahiler, göçebe Türkmenlerin şehre ve zanaat hayatına uyum sağlamasında kilit rol oynamıştır.
- Osmanlı İskân Politikaları: Konargöçerler “Yörük” veya “Türkmen taifesi” olarak adlandırılmış, yaylak-kışlak hakları kanunnamelerle korunmuştur. XVII. ve XIX. yüzyıllarda devlet bozulan iktisadi düzeni ve üretimi canlandırmak amacıyla konargöçerleri boş topraklara ve ticaret yollarına iskân etmiştir.
Cumhuriyet Dönemi İskân ve Kentleşme
- 1926 İskân Kanunu: Göçebe aşiretler merası bulunan alanlara yerleştirilerek ülke ekonomisine kazandırılmıştır.
- Modern Başkent ve İmar: Ankara başta olmak üzere şehirler planlı şekilde imar edilmiş, kentler çağdaş yaşam mekânlarına dönüştürülmüştür.
5. Giyim Kuşam, Yeme İçme ve Sosyal Yardımlaşma
- Giyim Kuşam: İslam öncesinde atlı-göçebe yaşama uygun olarak pantolon, ceket, şalvar, kaftan, börk ve çizme kullanılmıştır. Yerleşik yaşam ve İslamiyet’le birlikte dokuma kumaşlar (pamuk, keten, ipek), kadınlarda ferace, yaşmak ve peçe yaygınlaşmış; Cumhuriyet Dönemi’nde ise Batı tarzı modern kıyafetlere geçilmiştir.
- Yeme İçme Kültürü: Bozkırda hayvancılığa dayalı et, süt, bulgur, tutmaç ve kımız tüketilirken; Osmanlı’da zengin çorba, pilav, börek ve şerbet kültürü gelişmiştir. Cumhuriyet Dönemi’nde alafranga sofra adabı, restoran/lokanta yaşantısı ve 3 öğün düzeni kabul edilmiştir.
- Sosyal Yardımlaşma ve Vakıflar: Türk toplumunda yardımlaşma töre gereği en üst seviyededir. Selçuklu ve Osmanlı’da imarethaneler ve vakıf sistemi sosyal güvenliği sağlamış; Cumhuriyet Dönemi’nde Türk Kadınlar Birliği, Türk Hava Kurumu ve Türk Maarif Cemiyeti gibi sivil toplum kuruluşları sosyal dayanışmayı kurumsallaştırmıştır.