1. OSMANLI DEVLETİ’NDE ORDU TEŞKİLATI
Osmanlı askerî teşkilatı, kuruluş yıllarındaki düzensiz birliklerden zamanla dünyanın en disiplinli merkezî ve taşra ordularına dönüşmüştür.
A. İlk Askerî Kuvvetler ve Düzenli Orduya Geçiş
- Aşiret Birlikleri ve Gaziler: Kuruluş Dönemi’nde Osmanlı Devleti’nin henüz daimî ve düzenli bir ordusu yoktu. Sınırları korumak ve akınlar düzenlemek; uclardaki aşiret güçleri, alplar, gaziler ve gönüllü sivil toplulukların göreviydi.
- Sivil Müttefik Birlikler: Âşıkpaşazade’ye göre seferlere katılan sivil topluluklar şunlardı:
- Gaziyân-ı Rum (Anadolu gazileri)
- Ahiyân-ı Rum (Anadolu ahileri)
- Baciyân-ı Rum (Anadolu bacıları)
- Abdalân-ı Rum (Anadolu dervişleri/abdalları)
- İlk Düzenli Ordu: Orhan Bey Dönemi’nde fetihlerin genişlemesi ve aşiret kuvvetlerinin yetersiz kalması üzerine ilk düzenli atlı ve yaya birlikleri (Yaya ve Müsellem / Azaplar) kurulmuştur.
B. Kapıkulu Ordusu (Merkez Askerleri)
doğrudan padişaha bağlı, devlet hazinesinden ulufe adı verilen maaşı üç ayda bir alan ve barış zamanında da kışlalarda hazır bekleyen profesyonel askerî sınıftır.
- Asker Kaynakları ve Gelişimi:
- Pençik Sistemi: I. Murad Dönemi’nde uygulanmaya başlanmıştır. Savaş esirlerinin beşte birinin (1/5) devlete alınarak asker yetiştirilmesidir. Gelibolu’da açılan Acemi Ocağı ile temelleri atılmıştır.
- Devşirme Sistemi: Ankara Savaşı sonrasında pençik yönteminin yetersiz kalmasıyla uygulanmaya başlanmıştır. Balkanlar’daki Hristiyan çocukların toplanarak yetiştirilmesi esasına dayanır. Zeki olanlar saraydaki Enderun mektebine gönderilerek üst düzey devlet adamı yapılır; diğerleri ise Türk ailelerin yanına verilip gelenekleri öğrendikten sonra Acemi Ocağı’na alınır. Acemi Ocağı’nı bitirenler bedergâh (kapıya çıkma) töreniyle Kapıkulu ocaklarına geçerdi.
- Kapıkulu Piyadeleri (Yaya Birlikleri):
- Acemi Ocağı: Devşirmelerin ilk askerî eğitim aldığı ocak.
- Yeniçeri Ocağı: Kapıkulu ordusunun en nüfuzlu kısmıdır. Evlenmeleri ve başka işle uğraşmaları yasaktır. Başlarında Yeniçeri Ağası bulunur. Üç ayda bir ulufe, padişah değişiminde cülus bahşişi alırlar.
- Cebeciler: Silahların imalatı, bakımı ve muhafazasından sorumludur.
- Topçular: Top dökümü ve kullanımını yaparlar.
- Top Arabacıları: Topları savaş meydanına taşırlar.
- Humbaracılar: Havan topu, el bombası ve patlayıcı maddeleri hazırlayıp kullanırlar.
- Lağımcılar: Kuşatmalarda kale surlarının altına tünel (lağım) kazarlar.
- Kapıkulu Süvarileri (Atlı Bölük Halkı):
- Padişaha bağlı en itibarlı atlı birliklerdir.
- Sipahiler ve Silahtarlar: Savaşta padişahın çadırını ve silahlarını korurlar.
- Sağ ve Sol Ulufeciler: Saltanat sancaklarını korurlar.
- Sağ ve Sol Garipler: Ordu ağırlıklarını ve devlet hazinesini korurlar.
C. Eyalet Askerleri ve Tımarlı Sipahiler
- Osmanlı ordusunun sayıca en büyük kısmını oluştururlar.
- Toprak gelirleri (dirlik) karşılığında taşrada beslenen atlı askerlerdir.
- Tımarlı sipahiler dirlik gelirlerine göre her üç bin veya beş bin akçe için cebelü adı verilen tam teçhizatlı zırhlı atlı asker yetiştirmek zorundadır.
- Sefer zamanı sancaklarındaki alay beylerinin, onlar da sancak beyleri ve beylerbeylerinin komutasına girerler.
- Denge Unsuru Rolü: Kapıkulu askerleri (Yeniçeriler) ile Eyalet askerleri (Tımarlı Sipahiler) merkezî otoritenin korunmasında birbirine karşı bir denge unsurudur. Taşrada isyan çıktığında yeniçeriler gönderilir; yeniçerilerin merkezdeki itaatsizliklerine ise eyalet askerleriyle müdahale edilirdi.
2. OSMANLI DEVLETİ’NDE TOPRAK SİSTEMİ VE TIMAR DÜZENİ
Osmanlı ekonomisinin temeli tarımsal üretime dayandığı için toprak yönetimi büyük önem taşımıştır. Toplum; vergiden muaf yönetenler (askerî) ve vergi ödeyen yönetilenler (reaya) olarak ikiye ayrılmıştır.
A. Arazi Sınıflandırması
- Mirî Arazi: Mülkiyeti devlete, kullanım hakkı reayaya ait olan ana toprak kategorisidir.
- Mülk Arazi: Şahıslara ait arazilerdir. Müslümanların mülk toprağına öşri, gayrimüslimlerinkine haraci arazi denir.
- Vakıf Arazisi: Geliri cami, medrese, hastane gibi hayır kurumlarına ve kamu hizmetlerine ayrılan topraklardır.
B. Mirî Arazinin Çeşitleri ve Dirlik Sistemi
Fethedilen yerlerde öncelikle tahrir yapılarak vergi mükellefleri ve gelirler tahrir defterlerine kaydedilirdi. Vergi gelirleri büyüklüğüne göre dirlik parçalarına ayrılırdı:
- Has: Yıllık geliri 100.000 akçeden fazla olan arazilerdir. Padişah, hanedan üyeleri, vezirler, beylerbeyleri ve üst düzey yetkililere verilir.
- Zeamet: Yıllık geliri 20.000 ile 100.000 akçe arasında olan dirlik türüdür. Subaşı, kadı, defterdar gibi orta düzey yöneticilere tahsis edilir.
- Tımar: Yıllık geliri 19.999 akçeye kadar olan topraklardır. Tımarlı sipahilere hizmet karşılığı verilir. İlk 3.000 ya da 6.000 akçelik kısmına kılıç hakkı denir.
- Diğer Mirî Arazi Türleri:
- Mukataa: Geliri doğrudan devlet hazinesine aktarılan topraklar.
- Paşmaklık: Geliri saray kadınlarına verilen topraklar.
- Yurtluk: Geliri sınır boylarındaki muhafızlara verilen topraklar.
- Ocaklık: Geliri kale muhafızlarına ve tersane giderlerine ayrılan topraklar.
- Malikâne: Üstün hizmet gösteren devlet adamlarına mülk olarak bırakılan topraklar.
C. Çifthane Sistemi ve Üretim Güvencesi
- Çifthane Sistemi: Köylü bir aileye bir çift öküzün işleyebileceği büyüklükte mirî arazinin tahsis edilmesidir. Köylü bu arazi karşılığında devlete çift resmi öder.
- Çiftbozan Vergisi: Geçerli bir mazereti olmadan toprağını üst üste üç yıl ekmeyen reayadan üretimin devamlılığını sağlamak amacıyla alınan ceza vergisidir.
3. OSMANLI DEVLETİ’NDE HUKUK VE YARGI TEŞKİLATI
Osmanlı hukuk sistemi şeri ve örfi olmak üzere iki ana kaynaktan oluşur.
- Şeri Hukuk: Temelini İslam dininin hükümlerinden (fıkıh) alan hukuk sistemidir.
- Örfi Hukuk: Türk töresi, fethedilen yerlerin eski gelenekleri ve padişahların çıkardığı ferman, berat ve kanunnamelerden (kanûn-ı kadîm) oluşur. Örfi hukuk kurallarının şeri hukuka aykırı olmaması esastır.
- Yargı Teşkilatının Yapısı:
- Kazasker (Kadıasker): Yargı ve ilmiye teşkilatının en üst düzey yöneticisidir. Rumeli ve Anadolu kazaskeri olarak ikiye ayrılır. Kadıların ve müderrislerin atamasını yapar, Dîvân-ı Hümâyun’a gelen davaları karara bağlar.
- Kadı: Şeri mahkemelerin başındaki hâkimdir. Verilen kararlara hiçbir makam müdahale edemez; itirazlar Dîvân-ı Hümâyun’da incelenir.
- Kadının Görev Kapsamı: Kadılar sadece adli davalara bakmakla kalmaz; atandıkları kazalarda kaymakam (mülkî idareci), belediye başkanı, emniyet amiri ve mali denetleyici (defterdar) görevlerini de yürütürler. Nahiyelerde ise kadıyı kadı naipleri temsil eder.
YAZILI SINAVI İÇİN KAVRAM VE EŞLEŞTİRME TABLOSU
| Kavram / Kurum | Tanımı / Görevi | Sınav İçin Anahtar Nokta |
|---|---|---|
| Pençik Sistemi | Savaş esirlerinin 1/5’inin askere alınması. | Kapıkulu ordusunun ilk asker kaynağıdır. |
| Devşirme Sistemi | Hristiyan çocukların Türk-İslam kültürüyle yetiştirilmesi. | Ankara Savaşı sonrası uygulanmış, merkezî otoriteyi güçlendirmiştir. |
| Ulufe | Kapıkulu askerlerinin 3 ayda bir aldığı maaş. | Maaşlı askerî sistemin göstergesidir. |
| Cebelü | Tımarlı sipahinin beslediği zırhlı atlı asker. | Hazineye yük olmadan büyük ordu kurulmasını sağlar. |
| Çifthane | Bir çift öküzle işlenecek mirî arazi düzeni. | Tarımsal üretimi ve vergi düzenini güvenceye alır. |
| Çiftbozan | Toprağı 3 yıl mazeretsiz ekmeyenden alınan vergi. | Üretimde sürekliliği sağlama amacı taşır. |
| Kadı | Adli, idari ve belediye işlerinden sorumlu yetkili. | Taşrada hem yargıyı hem idareyi yürütür. |
| Kazasker | Adalet teşkilatının başı; kadı/müderris atayan yetkili. | Dîvân-ı Hümâyun’un asli adli üyesidir. |
- Timar Sistemi
Timar Sisteminin Uygulanışı
- Tahrir edilen ve dirlik olarak belirlenen arazilerin içerisinde yer alan Tımar, belli bir bölgedeki vergi toplama yetkisinin hizmet karşılığında devlet görevlilerine verilmesidir.
- Timar sisteminin temel unsuru ise, köylülere miri arazinin dirlik adı verilen bölümünden bir çift öküzün işleyebileceği kadar toprak verilip karşılığında çift resmi denilen vergi alınan çifthane sistemiydi.
- Tımar verilen görevlilere sahib-i arz ya da tımarlı sipahi denirdi. Tımar sahipleri, kendi dirliği içindeki boş mirî arazileri devletinin temsilcisi olarak reayaya dağıtır ve işletilmesini sağlardı. Yani reaya toprağın sahibi değil, kiracısıydı ve ekip biçtiği toprağa karşılık devlete belirli miktarlarda vergi öderdi. Timar sahibi ise vergi memuru konumundaydı, alacağı vergi miktarı ve tüm tımar uygulamaları kanunlarla belirlenmişti. Toprakları üç yıl üst üste boş bırakan reayadan ceza olarak çiftbozan vergisi alınırdı.
- Tımarlı sipahiler vergi geliriyle hem geçimlerini sağlar hem de askerî hizmetleri yürütürdü. Tımarlı sipahiler kılıç hakkı hariç olmak üzere her üç bin akçe için bir cebelü askeri yetiştirmek zorundaydı. Cebelü, tımarlı sipahinin yetiştirdiği, savaşa götürmekle yükümlü olduğu zırhlı, silahlı ve atlı askerdi.
- Tımarlı sipahiler, yetiştirdiği askerlerle birlikte kendi sancaklarındaki alay beylerinin komutasına girerdi. Ancak tımarlı sipahilerin onda biri bölgeyi korumak ve işleri yürütmek için yerlerinde kalırdı.
Timar Sisteminin Faydaları Timar Sistemi sayesinde:
- Devlet büyük bir kısmı ayni olan tarımsal vergileri toplamış ve savaşa her an hazır, mali açıdan yük oluşturmayan büyük bir orduya sahip olmuştur. Osmanlı ordusunun çok büyük bir kısmı tımarlı sipahilerden oluşurdu.
- Dirlikteki tarımsal üretimin en iyi şekilde organize edilmesinden ve köydeki düzenin ve güvenliğin sağlanmasından tımarlı sipahiler sorumluydu.
- Devletin idari birimi olan eyalet idaresi de tımar sistemine dayanıyordu. Tımar sisteminden yetişen askerler Osmanlının eyalet ordusunun içinde yer almıştır.
- Timar sistemi, bütün eyaletlerde değil özellikle Rumeli, Anadolu, Kuzey Suriye gibi merkeze yakın eyaletlerde uygulanmıştır.
- Tımarlı sipahiler kanuna uygun davrandıkları sürece ölene kadar dirliklerini işleme hakkına sahiptiler. Öldüklerinde ise oğullarına sadece kılıç hakkı kadar kısmı kalırdı. Bu sayede tımar büyümesi ve ayrıcalıklı, güçlü bir sınıfın doğması engellenmiş olurdu.
c) Osmanlı Kapıkulu (Merkez) Ordusu ve Devşirme Sistemi
- Kapıkulu Ordusu Devletin merkezinde bulunan düzenli, sürekli ve maaşlı bir ordudur. Kapıkulu Ocakları denilen bu ordu Sultan I. Murad Hüdavendigar Dönemi’nde kurulmuştur. Üç ayda bir ulufe denilen maaş alırlardı.
Kapıkulu (Merkez) Ordusu
- Kapıkulu Piyadeleri
- Acemiler (hepsinin temeli)
- Yeniçeriler (en önemlisi)
- Cebeciler
- Topçular
- Top arabacıları
- Humbaracılar
- Lağımcılar
- Kapıkulu Süvarileri (Atlı Bölük Halkı)
- Silahtarlar
- Sipahiler
- Sağ ve sol ulufeciler
- Sağ ve sol garipler
#TARİHÇİ diyor ki: Kapıkulu süvarileri görev, maaş ve itibar olarak yeniçerilerden daha etkindi.
Kapıkulu ordusunun asker kaynağı ilk dönemlerde Çandarlı Kara Halil Paşa’nın önerisiyle, Selçuklulardaki gulam sistemine benzer şekilde, «savaş eseri Hristiyan çocukların Türk-İslam terbiyesi ile yetiştirilip kapıkulu ocaklarına alınması» olan pençik sistemi idi. Daha sonra pençik sisteminin yerini devşirme sistemi almıştır.
- Devşirme Sistemi
- Ankara Savaşı’nın ardından fetihlerin durmasıyla pençik sistemi işlemez hale gelmiştir. Kapıkulu ordusunun asker ihtiyacın karşılamak için I. Mehmet (Çelebi) Döneminden itibaren uygulanmaya başlanan devşirme sistemi II. Murad Han Dönemi’nde kanunlaştırılmıştır.
Devşirme Sisteminin Uygulanışı
- Ülke içindeki sicili temiz Hristiyan ailelerden vergi karşılığı veya gönüllü olarak toplanan 9-14 yaş arası çocukların toplanırdı.
- Bu çocukların bir kısmını Enderun’a alınır ve üst düzey yönetici olarak yetiştirilirdi. Kalan ve sayıca en kalabalık kısmı da Türk’e Vermek Usulü ile Müslüman Türk ailelere verilirdi.
- Bu ailelerin yanında Türk-İslam terbiyesi ile yetiştirildikten sonra kapıkulu ocaklarının temeli olan Acemi ocağına alınırlardı. Acemi ocağında aldıkları eğitimden sonra bedergâh (kapıya çıkma) denilen mezuniyet töreni yapılır ve ardından yeteneklerine göre kapıkulu ocaklarına dağıtılırlardı.
- Böylece Devşirme sistemi Osmanlı kapıkulu ordusuna kaynaklık etmiş olurdu.
OSMANLI ORDUSU
- Kara Kuvvetleri Kara Kuvvetlerinin Bölümleri
- Kapıkulu Askerleri a) Kapıkulu Piyadeleri
- Acemiler
- Yeniçeriler
- Cebeciler
- Topçular
- Top Arabacıları
- Humbaracılar
- Lağımcılar
b) Kapıkulu Süvarileri
- Silahtarlar
- Sipahiler
- Sağ ve Sol Ulufeciler
- Sağ ve Sol Garipler
- Eyalet Askerleri
- Tımarlı Sipahiler
- Yaya ve Müsellemler
- Azaplar
- Akıncılar
- Yardımcı kuvvetler Bağlı devlet ve beyliklerin gönderdiği kuvvetler
- Deniz Kuvvetleri (Donanma) Orhan Bey Dönemi’nde ilk denizcilik başlamıştır. Yıldırım Bayezid Gelibolu’da tersane açmıştır.
2. OSMANLI DEVLETİ’NDE TOPRAK SİSTEMİ
- Osmanlı toprakları miri arazi, mülk arazi ve vakıf arazi olmak üzere üçe ayrılırdı.
- Miri Arazi: Mülkiyeti devlete, işleme hakkı şahıslara ait olan arazidir.
- Mülk Arazi: Her türlü tasarruf hakkı şahıslara ait arazidir.
- Vakıf Arazi: Gelirleriyle hayır işlerinin yürütüldüğü arazilerdir.
Osmanlı Devleti’nde Toprak Sistemi Mülk Arazisi
- Öşri: Mülkiyeti Müslümanlara ait olan topraklardır.
- Haraci: Mülkiyeti gayrimüslimlere ait olan topraklardır.
Mirî Arazi
- Mukataa: Geliri doğrudan devlet hazinesine aktarılan arazilerdir.
- Dirlik: Geliri devlet adamlarına ve savaşlarda başarılı olmuş askerlere hizmet bedeli olarak bırakılan arazilerdir. (Has, Zeamet, Timar)
- Paşmaklık: Geliri saray kadınlarına (padişahın annesi, kızları, kız kardeşleri vb.) verilen arazilerdir.
- Yurtluk: Geliri sınır boylarındaki askerlere bırakılan arazilerdir.
- Ocaklık: Geliri kale muhafızlarına ve tersane giderlerine bırakılan arazilerdir.
- Malikāne: Bazı devlet adamlarına ve sınırlarda iskän ettirilen beylere başarı ve sadakatlerine karşılık bırakılan arazilerdir.
3. OSMANLI DEVLETİ’NDE HUKUK SİSTEMİ
- Osmanlı Devleti’nde hukuk, şeri ve örfi olmak üzere iki farklı hukuktan oluşurdu. Osmanlı hukukunun temeli, kurallarını dinî esaslardan alan şeri hukuka dayanmaktaydı.
- Örfi hukuk ise Türkistan’dan beri süregelen âdet ve gelenekler ile fethedilen bölgelerdeki geçmiş uygulamalardan oluşurdu. Genellikle idari ihtiyaçlara ve toplumsal şartlara göre belirlenmiş kurallardan oluşan örfi hukukun şeri hukukla ters düşmemesi gerekirdi. Padişahın, yargı yetkisini kullanarak çıkardığı fermanlar, kanunnameler, beratlar ve emirler, örfi hukukun en önemli kaynaklarındandı.
- Osmanlı Devleti’nde hukuk teşkilatının başında kazasker (kadı asker) adı verilen devlet görevlileri bulunurdu. Dîvân-ı Hümâyunun asli üyesi olan kazasker, müderris ve kadıların tayin işlemlerinden sorumluydu. Ayrıca Dîvân-ı Hümâyuna gelen davaları nihai karara bağlamak da kazaskerin göreviydi.
- Osmanlı Devleti’nde şeri ve örfi hukukun ikisi de şeri mahkemelerde uygulanırdı ve bu mahkemelere kadılar başkanlık ederdi. Osmanlılar bir yeri fethettiklerinde oraya ilk olarak bir kadı ve onun emrine de subaşı tayin ederdi (buradaki temel amaç adaleti ve güvenliği tesis etmekti).
#TARİHÇİ diyor ki: Osmanlı tarihindeki ilk kadı Osman Bey tarafından Karacahisar’a atanan ilk Cuma ve bayram namazını kıldırıp Osmanlının ilk bağımsızlık hutbesini okuyan Dursun Fakih’tir.
Osmanlı Devleti’nde Kadıların Görevleri
- Osmanlı Devleti’nde kadılar çok geniş ve kapsamlı yetkilere sahipti.
- Kadıların öncelikli görevleri şeri ve örfi hukuka göre yargılama yapmak ve davaları karara bağlamak ve mahkeme kayıtlarını tutmaktı.
- Kadılar merkezden gelen emirleri halka, halkın istek ve şikayetlerini merkeze iletirdi.
- Kadılar, görev yaptıkları kazalarda adli ve idari yönetici konumundaydılar. Hâkimliğin yanı sıra kaymakamlık, belediye başkanlığı, emniyet amirliği ve defterdarlık gibi günümüzdeki görev tanımlarına denk gelen (vakıf, asayiş, idare ve beledi işlerin denetimiyle, nikah, boşanma, kira, satış sözleşmeleri gibi) iş ve işlemleri de yürütürlerdi.
- Onların verdiği hükümlere hiçbir makam veya kişi müdahale edemezdi. Ancak verilen hükümle ilgili tarafların bir itirazı veya şikâyeti varsa konu Dîvân- Hümâyunda yeniden görüşülürdü.
- Kazalardan daha küçük yerleşim birimleri olan nahiyelerde ise kadıların temsilcisi olarak kadı naipleri görev yapardı.