2.6. II. DÜNYA SAVAŞI’NDA TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKASI
1. Türk Dış Politikasının Temel Esasları ve Lider Kadro
Savaş Dışı Kalma ve Denge Politikası: Türkiye, II. Dünya Savaşı boyunca ülkeyi yıkıcı bir çatışmanın dışında tutmayı temel amaç edinmiş ve uluslararası alanda esnek bir denge politikası ile aktif tarafsızlık / savaş dışılık stratejisi uygulamıştır.
Mimar Kadro: Savaş yıllarında Türk dış politikasının ana stratejisini Cumhurbaşkanı İsmet İnönü belirlemiş; kararların alınmasında Dışişleri Bakanı Numan Menemencioğlu ve Başbakan Şükrü Saraçoğlu kritik roller üstlenmiştir.
Batı İttifakına İlk Adımlar (1939): İtalya’nın Arnavutluk’u ilhak etmesi ve Akdeniz ile Balkanlar’da saldırgan tutumunu artırması üzerine Türkiye, sınır güvenliğini sağlamak amacıyla Batı bloğuna yönelmiş; 12 Mayıs 1939’da İngiltere ile, 23 Haziran 1939’da ise Fransa ile Karşılıklı Yardım Deklarasyonları imzalamıştır.
2. Üçlü İttifak Antlaşması (19 Ekim 1939) ve “Savaş Dışı” Kalma Kararı
Üçlü İttifak’ın İmzalanması: Almanya ile SSCB arasında 23 Ağustos 1939’da imzalanan Saldırmazlık Paktı üzerine kendini güvenceye almak isteyen Türkiye; 19 Ekim 1939’da İngiltere ve Fransa ile Üçlü İttifak Antlaşması’nı imzalamıştır.
Antlaşmanın Şartları ve SSCB Şerhi: Antlaşmaya göre Türkiye bir Avrupa devletinin saldırısına uğrarsa İngiltere ve Fransa; Akdeniz’e sıçrayan bir savaşta ise Türkiye Müttefiklere yardım edecekti. Ancak Türkiye antlaşmaya eklettiği özel bir protokolle SSCB ile savaşa girmeyeceğini şart koşmuştur.
Reaksiyonlar ve 1940 Kararı: Almanya bu ittifaka tepki olarak Türkiye’nin sipariş ettiği silah ve gemileri teslim etmemiş, SSCB ise antlaşmayı savaş nedeni sayabileceğini duyurmuştur. İtalya’nın Haziran 1940’ta savaşa girmesiyle Müttefikler Türkiye’nin de savaşa girmesini istemiş; ancak Türkiye vaat edilen silahların gelmeyişi, Fransa’nın teslim olması ve Sovyet tehdidi gerekçeleriyle savaş dışı kalma kararı almıştır.
3. Alman İlerlemesi ve Türk-Alman Dostluk Paktı (18 Haziran 1941)
Balkanların İşgali ve Sınır Tehdidi: 1941 ilkbaharında Bulgaristan’ın Mihver’e katılması, ardından Yugoslavya, Yunanistan, Girit ve Ege adalarının Alman işgaline uğramasıyla Almanya, Türkiye’nin batı sınırlarına dayanmıştır.
Türk-Alman Dostluk ve Saldırmazlık Paktı (18 Haziran 1941): Hitler’in savaşa girmemesi durumunda Türk topraklarına saygı duyulacağını açıklaması üzerine 18 Haziran 1941’de iki ülke arasında Dostluk ve Saldırmazlık Paktı imzalanmıştır. Müttefikler bu duruma tepki göstererek ABD yardımlarını geçici olarak kesmiştir.
Krom Diplomasisi ve Ekonomik Rekabet: Savaş sanayisi ve çelik üretimi için hayati önem taşıyan krom madeni İngiltere ve Almanya arasında rekabete yol açmıştır. Türkiye, Müttefiklerin engelleme çabalarına rağmen 9 Ekim 1941’de Almanlarla imzaladığı ekonomik antlaşmayla çelik ve savaş malzemesi karşılığında Almanya’ya krom satmayı kabul etmiştir.
4. Müttefik Baskıları ve Diplomatik Konferanslar (1943-1944)
Casablanca Konferansı ve Adana Görüşmesi (1943): Stalingrad Zaferi sonrası Müttefikler, Almanya üzerindeki baskıyı artırmak ve Balkanlar’da cephe açmak için Türkiye’yi savaşa sokmaya karar vermiştir. İngiltere Başbakanı Churchill, 30 Ocak-1 Şubat 1943’teki Adana Görüşmesi’nde İsmet İnönü’den savaşa girmelerini istemiş; İnönü ise ordunun donanım eksikliğini ve muhtemel Sovyet tehdidini öne sürerek talebi ertelemiştir.
Moskova, Tahran ve Kahire Konferansları: Müttefiklerin (özellikle SSCB’nin) baskıları Moskova, I. Kahire, Tahran ve II. Kahire Konferansları’nda sertleşmiştir. İsmet İnönü II. Kahire Konferansı’nda askerî teçhizat ve güvenlik garantileri verilmeden savaşa girilemeyeceğini belirterek direnmiştir.
Müttefik Yaptırımları: Türkiye’nin ısrarlı tutumu karşısında ABD ve İngiltere, Şubat 1944’te Türkiye’ye yaptıkları askerî ve mali yardımları tamamen durdurmuştur.
5. Müttefikler Tarafına Geçiş ve Savaşa Sembolik Katılım (1944-1945)
İlişkilerin Koparılması (1944): Savaşın Müttefikler lehine dönmesiyle Türkiye dış politikasını yeniden ayarlamıştır:
21 Nisan 1944’te Almanya’ya yapılan krom sevkiyatı durdurulmuştur.
15 Haziran 1944’te Dışişleri Bakanı Numan Menemencioğlu istifa etmiş; Başbakan Şükrü Saraçoğlu Türkiye’nin Batı ittifakı yanında olduğunu duyurmuştur.
2 Ağustos 1944’te Almanya ile, 3 Ocak 1945’te ise Japonya ile tüm diplomatik ilişkiler kesilmiştir.
Savaş İlanı ve San Francisco Konferansı (23 Şubat 1945): Yalta Konferansı’nda alınan “1 Mart 1945’e kadar Almanya’ya savaş ilan eden devletlerin yeni kurulacak Birleşmiş Milletler’e katılabileceği” kararı üzerine Türkiye, 23 Şubat 1945’te Almanya ve Japonya’ya resmen savaş ilan etmiştir.
Sonuç: Sıcak çatışmaya girmeden II. Dünya Savaşı’nı diplomatik manevralarla atlatan Türkiye, San Francisco Konferansı’na katılarak Birleşmiş Milletler’in kurucu üyeleri arasında yer almış; ancak savaş sonrası dönemde Doğu Bloku’nu kuran SSCB’nin doğrudan hedefi hâline gelmiştir.
💡 Sınavda Çıkabilecek Anahtar Kavramlar ve İpuçları
Üçlü İttifak Antlaşması (1939): Türkiye, İngiltere ve Fransa arasında imzalanan; Türkiye’nin SSCB ile savaşa girmeyeceğine dair özel protokol eklettiği antlaşmadır.
Türk-Alman Dostluk ve Saldırmazlık Paktı (1941): Alman ordularının sınırlarımıza dayanması üzerine imzalanan ve savaştan uzak durmayı sağlayan belgedir.
Adana Görüşmesi (1943): Churchill ile İsmet İnönü arasında yapılan ve Türkiye’nin savaşa katılım şartlarının/Sovyet tehdidinin tartışıldığı diplomatik zirvedir.
Krom Diplomasisi: Savaş sanayisi için hayati önemdeki Türk kromunun Almanya ve İngiltere arasındaki paylaşım rekabetidir.
23 Şubat 1945 Savaş İlanı: Türkiye’nin fiilen sıcak savaşa girmeden, Birleşmiş Milletler kurucu üyesi olabilmek amacıyla Almanya ve Japonya’ya sembolik savaş ilan etmesidir.