A. DİNÎ DÜŞÜNCE
Cumhuriyet Dönemi’nde dinî düşünce; Osmanlı’dan devralınan ilmi mirası koruyarak devam ettirmiş, bununla birlikte kurumsal yapıda ve dinin öğretiminde önemli dönüşümler yaşamıştır. Bu dönemde din hizmetleri devlet bünyesinde yeniden yapılandırılmış; Kur’an ve hadis gibi temel kaynakların Türkçeye kazandırılması, dinî bilginin doğrudan kaynağından ve doğru bir şekilde halka ulaştırılması hedeflenmiştir.
1. Dinî Kurumların Yapısal Dönüşümü (Şeyhülislamlıktan Diyanet’e)
- Osmanlı’dan Devralınan Miras: Osmanlı Devleti’nde din hizmetleri ve hukuki işler şeyhülislamlık makamı tarafından yürütülmüştür. Tanzimat Dönemi’nden itibaren Adliye ve Maarif Bakanlıklarının kurulmasıyla yetki alanı daraltılan Şeyhülislamlık, son dönemde kabinede Şeriye ve Evkaf Nazırlığı adıyla yer almıştır.
- Şeriye ve Evkaf Vekâletinden Diyanet’e: Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti döneminde öncelikle Şeriye ve Evkaf Vekâletine dönüştürülen bu makam, 3 Mart 1924 tarihinde halifeliğin kaldırılmasıyla birlikte tamamen lağvedilmiştir.
- Diyanet İşleri Reisliğinin Kurulması: 3 Mart 1924’te yerine Diyanet İşleri Reisliği kurulmuş; kuruma İslam dininin itikat ve ibadet alanıyla ilgili işlerini yürütme ve dinî kurumları idare etme görevi verilmiştir.
- 1965 Statüsü: 1965 yılında çıkarılan 633 sayılı Kanun ile kurum bugünkü Diyanet İşleri Başkanlığı statüsünü kazanmış; görev alanı itikat ve ibadetin yanı sıra ahlak esaslarını yürütmeyi ve toplumu din konusunda aydınlatmayı da kapsayacak şekilde genişletilmiştir.
2. İlk Diyanet İşleri Reisi: Börekçizade Mehmet Rifat Efendi
Cumhuriyet yönetimine geçiş sürecinde dinî kurumu laik sistem içerisinde yetkinlikle idare edebilecek, halkın sevdiği ve Milli Mücadele’ye hizmet etmiş bir din âliminin göreve getirilmesi arzulanmıştır.
- Milli Mücadele’deki Rolü: Ankara Müftüsü olan Rifat Efendi, Ankara Müdafaa-i Hukuk Cemiyetini kurup başkanlığını üstlenmiştir. Şeyhülislam Dürrîzâde’nin Milli Mücadele aleyhindeki fetvasına karşı Milli Mücadele’yi destekleyen fetvayı yayımlayarak halkın kenetlenmesinde hayati rol oynamıştır. Bu nedenle İstanbul Hükûmeti tarafından idama mahkûm edilmiş, ancak Ankara Hükûmeti kendisini görevine iade etmiştir.
- Reislik Görevi: 31 Mart 1924‘te Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Diyanet İşleri Reisi olan Rifat Efendi, vefat ettiği 1941 yılına kadar bu görevde kalmıştır.
3. Din Eğitimi ve Kurumsal Yenilikler (Tevhid-i Tedrisat)
- Öğrenim Birliği: 3 Mart 1924’te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile geleneksel medreseler kapatılmış, eğitim-öğretim tek çatı altında toplanmıştır.
- İlahiyat Fakültesi ve İmam Hatip Okulları: Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun 4. maddesi doğrultusunda din hizmetlerini yürütecek memur ve yüksek uzmanları yetiştirme yetkisi Millî Eğitim Bakanlığına verilmiştir. Bu kapsamda 1924 yılında Darülfünuna bağlı bir İlahiyat Fakültesi kurulmuş ve 29 farklı merkezde İmam Hatip okulları açılmıştır.
4. Dinin Ana Kaynaklarının Türkçeye Çevrilmesi ve Temel Eserler
Osmanlı medreselerinde dinî ilimler Arapça metinlerden okutulurken, Cumhuriyet Dönemi’nde Kur’an ve hadis gibi temel kaynakların Türkçe konuşan toplum tarafından doğrudan anlaşılması ana hedef hâline gelmiştir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Türkler dinlerinin ne olduğunu bilmiyorlar, bunun için Kur’an Türkçe olmalıdır” diyerek bu süreci teşvik etmiştir.
a) Tefsir ve Meal Çalışması: Elmalılı Hamdi Yazır ve Hak Dini Kur’an Dili
- Görevlendirme: 21 Şubat 1925’te TBMM kararıyla Kur’an-ı Kerim tefsirini hazırlama görevi Elmalılı Hamdi Yazır’a, tercüme görevi Mehmet Akif Ersoy’a verilmiştir. Mehmet Akif’in görevi bırakması üzerine tercüme işini de Elmalılı üstlenmiştir.
- Hak Dini Kur’an Dili: Son dönem medrese müderrislerinden, Fransızcadan felsefe tercümesi yapabilecek düzeyde donanımlı bir âlim olan Elmalılı Hamdi Yazır, 1926-1938 yılları arasında hazırladığı 8 ciltlik Hak Dini Kur’an Dili eserini tamamlamıştır.
- Eserin Niteliği: Cumhuriyet döneminin ilk Türkçe tefsir çalışmalarından olan bu eser; fıkıhta Hanefi kaynaklarını esas almış, ayetleri zahiri anlamlarıyla yorumlamış, ilmi ve felsefi izahlarla dönemin çağdaş problemlerine çözümler getirmiştir.
b) Hadis Çalışması: Babanzade Ahmet Naim, Kâmil Miras ve Tecrid-i Sarih
- Hadis Külliyatının Çevirisi: Sahih-i Buhari’nin özeti niteliğindeki Tecrid-i Sarih‘in tercüme ve şerhi görevi Babanzade Ahmet Naim’e verilmiştir.
- Tamamlanması: Doğu ve Batı kültürüne hâkim bir düşünür olan Ahmet Naim ilk 3 cildi tamamladıktan sonra vefat etmiş; kalan 9 cildi müderris ve milletvekili Kâmil Miras tamamlamıştır. Ahmet Hamdi Akseki’nin de teşvikiyle hazırlanan 12 ciltlik bu dev külliyat Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanmıştır.
5. Cumhuriyet Dönemi’nin Önemli Din Âlimleri ve Katkıları
- Ahmet Hamdi Akseki (1887-1951): Diyanet İşleri Başkanlığı da yapmış olan Akseki; akılcı, pozitif bilimlere ve felsefi düşünceye açık tutumuyla tanınmıştır. Kaleme aldığı İslam Dini kitabı Türkiye’de en çok okunan dinî başvuru eserlerinden biri olmuş ve uzun yıllar İmam Hatip liselerinde ders kitabı olarak okutulmuştur.
- İsmail Hakkı İzmirli (1869-1946): Kelam ilminde yeni arayışları temsil eden İzmirli, kelam ilmini zamanın ihtiyaçlarına göre yeni bir metotla ele almak amacıyla Yeni İlm-i Kelam eserini kaleme almıştır.
- Ömer Nasuhi Bilmen (1883-1971): 5. Diyanet İşleri Başkanı olan Bilmen; fıkıh ve tefsir alanında yetkindir. Yazdığı Büyük İslâm İlmihali kitabı iki buçuk milyondan fazla basılarak geniş kitlelerin temel dinî rehberi olmuştur.
- Diğer Önemli Âlimler: Hasan Basri Çantay, Ömer Rıza Doğrul ve Konyalı Mehmet Vehbi gibi isimler de hazırladıkları tefsir, meal ve eserlerle dönemin dinî düşüncesini zenginleştirmişlerdir.
6. Din Âlimlerinin Yorum Anlayışı ve İlmî Kurumlar
- Yenilikçi ve Dengeci Yaklaşım: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecini yaşayan din âlimleri; toplumun milli ve manevi değerlerinden ödün vermeksizin Batı dünyasının bilim ve tekniğinin alınmasını savunmuşlardır. Dinî düşüncenin geçmiş birikim yok sayılmadan çağın ihtiyaçlarına göre yenilenmesi yönünde bir tutum sergilemişlerdir.
- TDV İslâm Ansiklopedisi: Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) bünyesinde 1983-2016 yılları arasında 2000’den fazla uzman yazarın katkısıyla hazırlanan 46 ciltlik TDV İslâm Ansiklopedisi, İslam dünyasında özgün ve telif niteliği taşıyan ilk kapsamlı ansiklopedi olarak dinî ve beşerî araştırmaların temel kaynağı hâline gelmiştir.
💡 Sınavda Şık ve Açık Uçlu Sorularda Hayat Kurtaracak Özet İpuçları
- “3 Mart 1924’te Şeriye ve Evkaf Vekâletinin yerine kurulan kurum hangisidir ve ilk reisi kimdir?”
- Diyanet İşleri Reisliği; ilk reisi Börekçizade Mehmet Rifat Efendi (Rifat Börekçi)‘dir.
- “Cumhuriyet döneminin ilk Türkçe Kur’an tefsiri hangisidir ve kim yazmıştır?”
- Elmalılı Hamdi Yazır’ın kaleme aldığı Hak Dini Kur’an Dili.
- “Sahih-i Buhari özeti olan Tecrid-i Sarih tercüme ve şerhini kimler hazırlamıştır?”
- İlk 3 cildini Babanzade Ahmet Naim, kalan 9 cildini Kâmil Miras hazırlamış; toplam 12 cilt olarak Diyanet tarafından basılmıştır.
- “Kelam ilmini dönemin ihtiyaçlarına göre yenilemek amacıyla Yeni İlm-i Kelam eserini kim yazmıştır?”
- İsmail Hakkı İzmirli.
- “Türkiye’de 2,5 milyondan fazla basılan Büyük İslâm İlmihali eserinin yazarı kimdir?”
- Ömer Nasuhi Bilmen.
B. FELSEFİ DÜŞÜNCE
Cumhuriyet Dönemi’nde felsefi düşünce; ulus devletin inşası, toplumsal modernleşme ve aydınlanma idealleri doğrultusunda “yeni insan” ve “yeni toplum” hedefini gerçekleştirmede anahtar bir rol üstlenmiştir. Bu süreçte felsefe, üniversiteler bünyesinde kurumsallaşmış, kurulan dernekler ve yayımlanan dergiler vasıtasıyla geniş kitlelere ulaşmıştır.
1. Felsefenin İşlevi ve Çeviri Faaliyetleri
- Çağdaşlaşmanın Temel Aracı: Akılcılık, bilimsellik, laiklik ve ilerlemecilik gibi modern Batı medeniyetini şekillendiren kavramlar Cumhuriyet politikalarının özünü oluşturmuştur. Cumhuriyet aydınının üzerine düşen görev, siyasi iradeye sanat, edebiyat ve felsefe yollarıyla destek vermek olmuştur.
- Çeviri Seferberliği ve Hümanizma (1940’lar): 1940’lı yıllarda Eski Yunanca ve Latince eğitimine başlanmış, hümanizma (insancılık) ideali çerçevesinde Batı klasiklerinden varoluşçuluğa ve Marksizm’e kadar pek çok düşünce Türkçeye çevrilmiştir. Bu çeviriler hem felsefe dilinin Türkçede işlevsellik kazanmasını sağlamış hem de felsefe kültürünün yaygınlaşmasını hızlandırmıştır.
2. Üniversitelerde Felsefenin Kurumsallaşması ve 1933 Reformu
Türkiye’de felsefenin gelişip kurumsallaşmasında en büyük pay üniversitelere aittir.
- İlk Felsefe Bölümleri ve Eğitim: Cumhuriyet Dönemi’nde felsefe eğitimi ilk kez 1933 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde verilmeye başlanmıştır. Ardından 1940’ta Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde (DTCF), 1949’da Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde ders programlarına girmiştir. Sonraki yıllarda Atatürk Üniversitesi (1977), Ege Üniversitesi (1978) ve ODTÜ (1983) felsefe bölümleri açılmıştır.
- 1933 Üniversite Reformu ve Alman Felsefecilerin Etkisi:
- Darülfünunun kapatılarak İstanbul Üniversitesinin kurulduğu 1933 Reformu sonrasında Viyana Çevresi mensubu Hans Reichenbach felsefe bölümünün başına getirilmiştir. Pozitivizmin etkisiyle felsefe bu dönemde “bilim üstüne bir düşünce faaliyeti” olarak tasarlanmış; Reichenbach matematiksel mantık ve bilimsel felsefe dersleri vermiştir.
- Ernst von Aster ve Walter Kranz felsefe tarihi çalışmalarına ağırlık vererek felsefe tarihçiliğinin önünü açmışlardır.
- Bu Alman düşünürlerin yetiştirdiği ve etkilediği Nusret Hızır, Macit Gökberk ve Takiyettin Mengüşoğlu gibi Türk felsefeciler Cumhuriyet felsefi düşüncesine yön vermişlerdir.
- DTCF ve Bilim Tarihi: 1935’te kurulan DTCF Felsefe Zümresinin başına Fransız Profesör Olivier Lacombe getirilmiştir. Bu bölümün Türk felsefesine en büyük katkısı, 1955 yılında Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı tarafından kurulan ve daha sonra Bilim Tarihi adını alacak olan İlim Tarihi Kürsüsü olmuştur.
3. Cumhuriyet Dönemi Felsefe Dernekleri
Felsefi düşüncenin kurumsallaşmasında ve gelenek oluşturmasında kurulan dernekler kritik rol oynamıştır:
- Türk Felsefe Cemiyeti (1927): Hilmi Ziya Ülken öncülüğünde kurulan Cumhuriyet Dönemi’nin ilk felsefe derneğidir. Felsefe ve İçtimaiyat Mecmuası‘nı yayımlamıştır.
- Türk Felsefe Derneği (1949-1954): Macit Gökberk öncülüğünde Hilmi Ziya Ülken, Nermi Uygur ve Bedia Akarsu tarafından İstanbul’da kurulmuş, 5 yıl faaliyet göstermiştir.
- Türkiye Felsefe Kurumu (1974): İoanna Kuçuradi’nin girişimi, Prof. Nusret Hızır, Prof. Dr. Takiyettin Mengüşoğlu, Prof. Dr. Suat Sinanoğlu ve Doç. Dr. Cemal Yıldırım’ın katkılarıyla Ankara’da kurulmuştur. Birçok telif ve tercüme yayımlamış, 2003 yılında Dünya Felsefe Kongresi’nin İstanbul’da yapılmasına öncülük etmiştir.
- Türk Felsefe Derneği (1987): İsmail Tunalı, Sevim Tekeli, Necati Öner, Mehmet Aydın, Teoman Duralı, Ahmet İnam gibi çok sayıda akademisyence Ankara’da kurulmuştur; yayın organı uzun soluklu Felsefe Dünyası dergisidir.
4. Felsefe Dergileri Geleneği
Farklı felsefi akım ve düşünceleri temsil eden dergiler, Türk düşünce hayatının canlı kalmasını sağlamıştır:
- Dergâh Mecmuası (1921): Mustafa Şekip Tunç öncülüğünde çıkarılan Cumhuriyet Dönemi’nin ilk özel felsefe dergisidir. Sezgiciliğin (entüisyonizm) temsilcisi Henri Bergson’un fikirlerini esas almış; kadrosunda Yahya Kemal ve Ahmet Haşim yer almıştır.
- Aydınlık (1921-1925): Nazım Hikmet, Sadrettin Celal ve Dr. Şefik Hüsnü önderliğinde materyalist felsefe ve sosyalist sanat anlayışını işlemiştir.
- Felsefe ve İçtimaiyat (1927-1931): Hilmi Ziya Ülken ve arkadaşlarınca yayımlanmıştır.
- İş ve Düşünce (1934-1972): Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu tarafından çıkarılmış, felsefe ve sosyolojiyi merkeze almıştır.
- Hareket (1939-1982): Nurettin Topçu’nun öncülüğünde uzun yıllar yayımlanmış, ahlak felsefesi ve Anadolu hümanizmasını işlemiştir.
- Son Dönem Dergileri: Felsefe Tartışmaları (1987, Vehbi Hacıkadiroğlu), Felsefe Dünyası (1991, Necati Öner), 90’larda Cogito, Doğu-Batı, Felsefelogos, Divan; 2000’lerde Teoman Duralı yönetimindeki Kutadgu Bilig, Kaygı, FLSF, Temâşâ, Baykuş ve Beyt’ül Hikme öne çıkan yayınlardır.
💡 Sınavda Şık ve Açık Uçlu Sorularda Hayat Kurtaracak Özet İpuçları
- “Cumhuriyet Dönemi’nin ilk özel felsefe dergisi ve ilk felsefe derneği hangileridir?”
- İlk özel felsefe dergisi: Mustafa Şekip Tunç’un çıkardığı Dergâh Mecmuası (1921).
- İlk felsefe derneği: Hilmi Ziya Ülken öncülüğünde kurulan Türk Felsefe Cemiyeti (1927).
- “Cumhuriyet Dönemi’nde felsefe eğitimi ilk kez hangi üniversitede ne zaman başlamıştır?”
- 1933 Üniversite Reformu ile İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde.
- “1933 Üniversite Reformu ile Türkiye’ye gelen ve matematiksel mantık/bilimsel felsefe dersleri veren Alman felsefeci kimdir?”
- Hans Reichenbach.
- “2003 Dünya Felsefe Kongresi’nin İstanbul’da yapılmasına öncülük eden kurum ve başkanı kimdir?”
- İoanna Kuçuradi başkanlığındaki Türkiye Felsefe Kurumu (1974).
C. BİLİMSEL DÜŞÜNCE
Cumhuriyet Dönemi’nde bilimsel düşünce; devlet eliyle planlanan, kurumsal ve hukuki teminat altına alınan, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesine ulaştırmayı hedefleyen milli bir politika olarak yürütülmüştür. Bu dönemde bilim, sadece ekonomik kalkınmanın değil; milli kültür, dil ve tarih ekseninde toplumsal dönüşümün de anahtarı olarak kabul edilmiştir.
1. Cumhuriyet Dönemi Bilim Politikaları
a) Cumhuriyet’in İlk Yıllarından 1960’a Kadar İzlenen Politikalar
- Atatürk’ün Bilim Anlayışı: Mustafa Kemal Atatürk, askeri zaferlerin bilim ve kültür alanındaki başarılarla taçlandırılması gerektiğini vurgulamış; 22 Eylül 1924’te Samsun’da söylediği “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.” sözüyle Cumhuriyet’in temel niteliğini ilan etmiştir.
- Eğitim ve Kurumsal Reformlar:
- Tevhid-i Tedrisat Kanunu (1924): Eğitimde karmaşaya son verilerek milli ve çağdaş eğitim sisteminin temelleri atılmıştır.
- Harf İnkılabı (1928) ve TDK (1932): Latin alfabesine geçilerek okuryazarlık artırılmış; Türk dilini bilim dili yapmak amacıyla Türk Dili Tetkik Cemiyeti (TDK) kurulmuştur.
- 1933 Üniversite Reformu: Darülfünun kapatılarak yerine çağdaş bilim ilkelerine dayalı İstanbul Üniversitesi açılmıştır.
- 1946 Üniversiteler Kanunu: Üniversitelerin özerk yapıda, ülkenin ihtiyaçlarına yanıt veren bilimsel araştırmalar yapmasını teminat altına almıştır.
- Erken Dönem Araştırma ve Geliştirme Enstitüleri:
- Tarımsal ve sınai kalkınma için Adana Pamuk (1924), Rize Çay (1924), Zirai Araştırma Enstitüleri (1926-1927) ve Tekel Enstitüsü (1927) açılmıştır.
- Meteoroloji İşleri (1925), Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü (1928), MTA (1935) ve Nazilli Basma Fabrikası (1937) gibi kurumsal tesisler faaliyete geçmiştir.
- Kandilli Rasathanesi: 1868’de Rasathane-i Amire adıyla kurulan kurum, 1911’de İcadiye Tepesi’ne taşınmış; 1936’da Kandilli Rasathanesi adını alarak astronomi ve sismoloji gözlemlerini sürdürmüştür (1982’de Boğaziçi Üniversitesine bağlanmıştır).
- Türk Tarih Kurumu (1931/1935): Atatürk’ün direktifiyle Türk tarihini belgelere dayalı ve nesnel bir şekilde araştırmak üzere kurulmuştur.
b) 1960 Sonrası Bilim Politikaları ve TÜBİTAK
- Planlı Döneme Geçiş ve TÜBİTAK: 1961’de Devlet Planlama Teşkilatının (DPT) ve 1963’te 1. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın uygulanmasıyla bilim politikaları sistemleştirilmiştir. Bu kararları uygulamak üzere 1963 yılında TÜBİTAK (Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu) kurulmuştur.
- Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu (BTYK – 1983): “Türk Bilim Politikası: 1983-2003” belgesi hazırlanmış; bakanlar, YÖK, TÜBİTAK, DPT ve TAEK başkanlarından oluşan ve günümüzde de ulusal bilim/teknoloji politikalarının en üst karar organı olan BTYK faaliyete geçirilmiştir.
- Vizyon 2023 Stratejisi: 2001 yılında yürürlüğe giren “Vizyon 2023: Bilim ve Teknoloji Stratejileri”, Cumhuriyet’in 100. yılında Türkiye’yi teknoloji üreten ve bilimsel bilgiyi toplumsal refaha dönüştüren bir toplum yapısına ulaştırmayı hedeflemiştir.
2. Cumhuriyet Dönemi’nin Önemli Bilim İnsanları
- Ord. Prof. Dr. Cahit Arf (1910-1997):
- Matematik alanındaki çalışmalarıyla Türkiye’de bu disiplinin simgesi olmuştur. TÜBİTAK’ın ilk bilim kurulu başkanıdır.
- Matematik literatürüne “Arf Sabiti”, “Arf Halkaları”, “Arf Kapanışları” ve Helmut Hasse ile birlikte geliştirdiği “Hasse-Arf Kuramı” terimlerini kazandırmıştır.
- Prof. Dr. Hatice Nüzhet Toydemir Gökdoğan (1910-2003):
- Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın astronomu, dekanı ve senatörüdür.
- İstanbul Üniversitesi Astronomi Enstitüsüne ilk Türk doçenti olarak atanmış, Türk Astronomi Derneğini kurmuş ve TÜBİTAK Ulusal Gözlemevinin açılışına öncülük etmiştir.
- Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı (1913-1993):
- Harvard Üniversitesinde “İslam Dünyasında Bilim Kurumları” teziyle dünyada bilim tarihi alanında verilen ilk doktora derecesini almıştır.
- 1955’te DTCF’de Bilim Tarihi kürsüsünü kurarak bu disiplinin Türkiye’de yerleşmesini sağlamıştır.
- Prof. Dr. Fuat Sezgin (1924-2018):
- İslam bilim tarihi alanında ömrünü araştırmalara adamıştır.
- Müslüman bilim insanlarının icat ettiği 800 civarında bilimsel aletin çizim ve modellerini yeniden üreterek Frankfurt’ta ve 2008’de İstanbul’da İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi‘ni kurmuştur.
- Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu (1935-2015):
- 1960’ta 26 yaşındayken Yale Üniversitesinin 300 yıllık tarihinde “en genç profesör” unvanını almıştır.
- “Atom ve Moleküllerin Çoklu Elektron Kuramı” ve “Çözgeniter Kuramı” ile çığır açmış; iki kez Nobel’e aday gösterilmiş ve Türkçe bilim dilini hararetle savunmuştur.
- Prof. Dr. Aziz Sancar (1946-…):
- Biyokimya ve moleküler biyoloji uzmanıdır. Hücrelerin hasar gören DNA’ları nasıl onardığını haritalandıran çalışmalarıyla 2015 Nobel Kimya Ödülü‘nü kazanmıştır.
- “Beni ödüle götüren Atatürk’ün eğitim devrimidir” diyerek madalya ve sertifikasını Anıtkabir Müzesi’ne bağışlamıştır.
💡 Sınavda Şık ve Açık Uçlu Sorularda Hayat Kurtaracak Özet İpuçları
- “TÜBİTAK hangi yıl kurulmuştur ve ulusal bilim politikalarının en üst karar organı hangisidir?”
- TÜBİTAK 1963 yılında kurulmuştur. En üst karar organı Bilim ve Teknoloji Yüksek Kuruludur (BTYK).
- “Matematik literatürüne ‘Arf Sabiti’ ve ‘Arf Halkaları’ terimlerini kazandıran bilim insanı kimdir?”
- Ord. Prof. Dr. Cahit Arf.
- “Dünyada ‘Bilim Tarihi’ alanındaki ilk doktora derecesini alan ve DTCF’de kürsüsünü kuran kimdir?”
- Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı.
- “2015 Nobel Kimya Ödülü’nü kazanarak madalyasını Anıtkabir’e teslim eden bilim insanımız kimdir?”
- Prof. Dr. Aziz Sancar.
Ç. SİYASİ DÜŞÜNCE VE DÜŞÜNCE AKIMLARI
Cumhuriyet Dönemi siyasi düşüncesi; Osmanlı Devleti’nin son döneminde başlayan modernleşme çabalarının köklü bir zihniyet dönüşümüne kavuştuğu, egemenliğin kayıtsız şartsız millete devredildiği ve akıl ile bilimin rehberliğinde ulus devlet modelinin inşa edildiği dönemi kapsar.
📌 Ç. Siyasi Düşünce Anahtar Kavramlar Sözlüğü
Sınavdaki tanım, eşleştirme ve kavram soruları için bu terimleri bilmen oldukça önemlidir:
- Atatürkçü Düşünce Sistemi: Türk milletinin tam bağımsızlığını, milli egemenliğini, akılcılığı ve muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkmayı hedefleyen dinamik düşünce sistemi.
- Atatürk Milliyetçiliği: Etnik ve ırksal yaklaşımları reddeden; ortak dil, kültür, tarih, kıvanç ve kader birliğine dayanan birleştirici milliyetçilik anlayışı.
- Anadoluculuk: Vatan ve milleti coğrafya merkezli ele alan, Anadolu topraklarında şekillenen Türk tarihini ve kültürünü milli kimliğin temeli kabul eden düşünce akımı.
- Mavi Anadoluculuk: Batı medeniyetinin temelinde yer alan Antik Yunan kültürünün öncüsünün Anadolu uygarlıkları (Hitit, Frig, İyon vb.) olduğunu savunan hümanist akım.
- Hümanizm (Türk Hümanizması): Batı klasiklerinin çevirisiyle Türk kültürüne özgü bir Rönesans gerçekleştirmeyi ve edebi-sanatsal üretimi millileştirmeyi amaçlayan fikir akımı.
- Kadro Hareketi: Türkiye’ye özgü, toplumsal sınıf çatışması bulunmadığı gerekçesiyle devlet eliyle planlı sanayileşmeyi ve sınıfsız bir refah toplumunu savunan düşünce hareketi.
1. Cumhuriyet İnkılaplarının Temel Özellikleri ve Düşünce Hayatına Etkileri
Cumhuriyet Dönemi’nde gerçekleştirilen inkılaplar, Osmanlı’daki geleneksel “kurumsal ıslahat” çizgisinden tamamen ayrılarak toplumsal ve siyasal yapının radikal bir biçimde yeniden yapılanmasını sağlamıştır. İnkılapların temel nitelikleri şunlardır:
- Vatan ve Millet Sevgisi: Yurt edinilen topraklar varlığın en temel gerekçesi sayılmış; “Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk edilemez” anlayışı savunulmuştur.
- Bağımsızlık ve Özgürlük: Millî Mücadele’nin “Ya istiklâl ya ölüm!” parolası, yeni kurulan devletin siyasi felsefesinin temeli olmuştur.
- Millî Birlik ve Beraberlik: Kuvâ-yı Milliye ruhundan beslenen millî birlik anlayışı, toplumsal bütünlüğü korumayı amaçlamıştır.
- Kültürün Geliştirilmesi ve Çağdaşlaşma: Millî kültürün araştırılıp gün yüzüne çıkarılması ve muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarılması hedeflenmiştir.
- Ulus Devlet Modeli: 1648 Vestfalya Barışı ile gelişen ulus devlet anlayışına uygun olarak ortak tarih, dil, kültür ve kader birliğine dayalı modern bir devlet yapısı kurulmuştur.
2. Cumhuriyet Dönemi Düşünce Akımları
Cumhuriyet’in ilanı ve gerçekleştirilen inkılaplar, aydınlar arasında yeni medeniyet ve kültür tasavvurlarının tartışıldığı düşünce akımlarını doğurmuştur:
a) Mavi Anadoluculuk
- Temel Görüş: Batı uygarlığının ve hümanizmanın temeli sayılan Yunan kültürünün asıl kaynağının Anadolu uygarlıkları (Hitit, Frig, Likya, İyon, Selçuklu, Osmanlı vb.) olduğunu savunur.
- Anadolu Merkezciliği: Anadolu’yu kültürlerin bir “geçiş köprüsü” değil, “merkez bölgesi” olarak kabul eder.
- Temsilcileri: Mimarı Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı) olup Azra Erhat, Sabahattin Eyüboğlu ve Bedri Rahmi Eyüboğlu en önemli savunucularındandır.
b) Anadoluculuk
- Temel Görüş: Vatan ve milleti coğrafya merkezli bir anlayışla ele alır. Milliyetçiliği Anadolu topraklarında yaşayan, kader birliği yapmış insanların tarihsel ve kültürel birikimi üzerinden tanımlar.
- Eleştiri: Turancılık, İslamcılık ve Osmanlıcılık akımlarını Anadolu coğrafyasının gerçeklerini göz ardı ettikleri gerekçesiyle eleştirmişlerdir.
- Yayın Organları ve Temsilcileri: Fikirlerini Çığır, Millet ve Hareket dergilerinde yayımlamışlardır. Önde gelen isimleri Nurettin Topçu, Osman Turan, Mehmet Kaplan, Mümtaz Turhan ve Remzi Oğuz Arık‘tır.
c) Hümanizm (Türk Hümanizması)
- Temel Görüş: Avrupa’daki Rönesans hareketinin bir benzerinin Türk kültürüne özgü şartlar dâhilinde gerçekleşmesini savunmuştur.
- Edebi Yönelim: 1930’larda Yücel dergisi etrafında şekillenmiş; Türk edebiyatının ve sanatının millîleşmesini amaçlamıştır.
- Temsilcileri: Yahya Kemal Beyatlı ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu.
ç) Atatürk Milliyetçiliği
- Temel Görüş: İlhamını Türk tarihi, sanatı, edebiyatı ve evrensel insani değerlerden alır. Etnik ve ırksal milliyetçiliği kesinlikle reddeder; ortak kültür, dil, ideal ve kader birliğini esas kabul eder.
d) Kadro Hareketi
- Temel Görüş: Türkiye’de henüz belirgin bir sermaye ve işçi sınıfı bulunmadığını, dolayısıyla sınıf çatışması olmadığını belirtmişlerdir.
- Özgün Devletçilik: Üçüncü dünya ülkelerine özgü planlı bir devletçilik modeli uygulayarak devlet eliyle sanayileşmeyi ve sınıfsız bir refah toplumu oluşturmayı hedeflemişlerdir.
- Temsilcileri: Kadro dergisi etrafında toplanan Şevket Süreyya Aydemir, İsmail Hüsrev Tökin, Vedat Nedim Tör, Burhan Asaf Belge ve Şevki Yazman.
3. Atatürkçü Düşünce Sistemine Etki Eden Faktörler
Mustafa Kemal Atatürk’ün zihin ve fikir dünyasının şekillenmesinde yerli ve yabancı düşünürler, tarihî olaylar ve yaşadığı çevre belirleyici olmuştur:
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
|
+-----------------------------+-----------------------------+
| | |
[YERLİ DÜŞÜNÜRLER] [YABANCI DÜŞÜNÜRLER] [TARİHÎ OLAYLAR & AKIMLAR]
• Namık Kemal (Vatan) • J. J. Rousseau (Özgürlük) • Fransız İhtilali (1789)
• M. Emin Yurdakul (Milli) • Montesquieu (Adalet) • Meşrutiyet Deneyimleri
• Tevfik Fikret (Akıl/Hak) • Voltaire (Akılcılık/Laiklik)• Jön Türk Hareketi
• Ziya Gökalp (Millileşme) • Descartes (Yenilikçilik) • Türkçülük ve Batıcılık
- Yerli Düşünürler: Namık Kemal (Osmanlı Tarihi eseri ve vatan sevgisi), Mehmet Emin Yurdakul (milli şiirleri), Tevfik Fikret (Rubab-ı Şikeste eseri, hak ve özgürlük düşüncesi) ve Ziya Gökalp (sosyoloji ve millileşme fikirleri).
- Yabancı Düşünürler: J. J. Rousseau (cumhuriyet, özgürlük ve halk egemenliği), Montesquieu (adalet ve kanunların üstünlüğü), Voltaire (akılcılık, laiklik, eşitlik) ve Descartes (şüphecilik ve yenilikçilik).
- Tarihî Olaylar ve Fikir Akımları: 1789 Fransız İhtilali’nin getirdiği milliyetçilik ve özgürlük ilkeleri; Tanzimat, Islahat ve Meşrutiyet tecrübeleri; Jön Türkler hareketi ile son dönemdeki Türkçülük ve Batıcılık akımları Mustafa Kemal’in düşünce sistemini derinden etkilemiştir.
💡 Sınavda Şık ve Açık Uçlu Sorularda Hayat Kurtaracak Özet İpuçları
- “Mavi Anadoluculuk akımının öncüsü kimdir ve temel tezi nedir?”
- Öncüsü Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı)‘dır. Temel tezi, Batı uygarlığının kökeninde yer alan kültürün Yunan değil, Anadolu uygarlıkları olduğudur.
- “Anadoluculuk akımının temsilcileri fikirlerini hangi dergilerde yayımlamışlardır?”
- Çığır, Millet ve Hareket dergilerinde.
- “Kadro Hareketi’nin devletçilik anlayışındaki temel özgünlük nedir?”
- Sınıf çatışması olmadığını savunarak devlet eliyle planlı sanayileşmeyle sınıfsız bir refah toplumu oluşturmayı amaçlamalarıdır.
- “Mustafa Kemal’in düşünce yapısını etkileyen başlıca Türk ve yabancı düşünürler kimlerdir?”
- Türkler: Namık Kemal, Mehmet Emin Yurdakul, Tevfik Fikret, Ziya Gökalp.
- Yabancılar: J. J. Rousseau, Montesquieu, Voltaire, Descartes.