5. Ünite: OSMANLILARDA BİLİMSEL ÇALIŞMALAR

5.1. Erken Dönem Osmanlı Bilim Anlayışının Oluşumu ve Türkçenin Bilim Dili Hâline Gelmesi

5.1.1. Osmanlı Bilim Anlayışının Oluşumunda Etkili Olan Unsurlar

Erken Osmanlı Dönemi’nde bilimsel düşünce, İslam medeniyetinin zengin birikimi ile Selçuklu kültürel mirasının sentezlenmesiyle şekillenmiştir. Bu anlayışın temel dayanakları şunlardır:

  • İslam Medeniyetinden Kalan Miras: Abbasiler Dönemi’ndeki Beytülhikme ve tercüme faaliyetleri, Farabi, İbn Sina ve Biruni gibi âlimlerin eserleri ve medrese sistemi üzerinden aktarılan bilgi birikimi etkili olmuştur.
  • Büyük Selçuklu ve Türkiye Selçukluları Etkisi: Anadolu’daki Konya, Kayseri, Sivas ve Erzurum gibi bilim merkezlerinin entelektüel katkısı ve Moğol istilasından kaçan bilim insanlarının Anadolu’ya göçü Osmanlı bilim yapısını beslemiştir.
  • Coğrafi Konum ve Kültürel Etkileşim: Doğu Roma, Balkanlar ve İslam dünyası arasında köprü olunması ve ticaret yolları üzerindeki konum bilgi akışını hızlandırmıştır.
  • Devletin İhtiyaçları: Fetihler için coğrafya ve haritacılık; top dökümü, kale yapımı ve su sistemleri için askerî teknik/mühendislik; bürokrasi için ise matematik ve muhasebe bilgisi teşvik edilmiştir.
  • Tasavvuf ve Ahilik: Tasavvufi düşünce evrene manevi bir bakış açısı sunarken, Ahilik teşkilatı meslek etiği ve pratik bilginin aktarılmasını sağlamıştır.
  • Vahdet-i Vücud Anlayışının Etkisi: Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin bu fikri, İznik Medresesi’nin ilk müderrisi Davud-i Kayserî aracılığıyla Osmanlı devlet ve eğitim anlayışına taşınmıştır.

5.1.2. Türkçenin Bilim Dili Hâline Gelmesi

XV. yüzyıldan itibaren eserlerin Türkçe kaleme alınması veya Türkçeye çevrilmesi, bilimin saray çevresinden geniş halk kitlelerine yayılmasını sağlamıştır.

  • Ahmed Daî (1350-1430): Nasirüddin Tusi’nin Risâle-i Sî Fasl adlı astronomi eserini el-Muhtasar fî İlmi’t-Tencîm ve Mârifeti’t-Takvîm adıyla Türkçeye çevirerek Türkçenin bilim dili olmasına öncülük etmiştir.
  • Sabuncuoğlu Şerefeddin (1385-1468): Amasya Darüşşifası’nda yetişmiş büyük cerrahtır. Cerrâhiyyetü’l-Hâniyye ve Mücerrebnâme adlı Türkçe eserlerinde cerrahi yöntemleri ve operasyonları renkli minyatürlerle resimleyerek tıp tarihine geçmiştir.
  • Hacı Paşa: Anadolu’da halk sağlığı için Türkçe tıp ve eczacılık eserleri (Şifâü’l-Eskâm) kaleme alarak ilaç tariflerini sade dille aktarmıştır.

5.2. İstanbul’un Bilim Merkezi Olması

5.2.1. Osmanlı Bilimini Etkileyen Rasathaneler ve Bilim Ekolleri

Osmanlı bilim çevreleri, Doğu’da teşekkül eden gözlemsel gök bilimi ve matematik ekollerini doğrudan bünyesine taşımıştır.

  • Merâga Rasathanesi: Nasirüddin Tusi’nin gözlem yöntemleri, cetvelleri (Zîc-i İlhânî) ve ölçüm aletleri Osmanlı’ya model olmuştur.
  • Semerkant Gök Bilimi ve Matematik Ekolü: Uluğ Bey’in kurduğu rasathanede yetişen Cemşid el-Kâşî (ondalık kesir sistemini geliştiren ve Miftâhu’l-Hisâb eseri medreselerde okutulan matematikçi), Kadızade-i Rumi ve Fethullah Şirvanî gibi bilginler, gözleme dayalı yöntemi Osmanlı coğrafyasına taşımışlardır.

5.2.2. Fatih Dönemi ve İstanbul’un Bilim Merkezi Hâline Gelmesi

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden sonra şehri küresel bir bilim ve sanat merkezine dönüştürmek için yerli ve yabancı bilim insanlarını davet etmiştir.

  • Mühendislik Atılımı (Şahi Topları): Fatih’in döktürdüğü iki parçalı tunc alaşımlı Şahi topları; yüksek basınca dayanıklı namlu yapısı, gülle fırlatma gücü ve balistik hesaplarıyla Erken Dönem metalürji ve fizik mühendisliği örneğidir.
  • Ali Kuşçu (1403-1474): Semerkant ekolünün temsilcisi olarak Fatih’in davetiyle İstanbul’a gelmiş, Ayasofya Medresesine başmüderris tayin edilmiştir.
    • Gök bilimi alanında Risâle fî’l-Hey’e ve yerkürenin eksen eğikliğini hesapladığı Risaletü’l-Fethiyye eserlerini yazmıştır.
    • Fatih’e sunduğu er-Risâletü’l-Muhammediyye fî’l-Hisâb eseriyle matematik ve astronominin medrese müfredatına girmesini sağlamıştır.
  • Akşemseddin (1389-1459): Fatih’in hocası ve hekimdir. Maddetü’l-Hayat adlı eserinde maddelerin görünmeyen küçük tohumları olduğunu belirterek bilim tarihinde ilk kez mikrop ve bulaş düşüncesini ortaya atmıştır.
  • Hocazade Muslihuddin Efendi & Molla Lutfi: Fatih döneminde mantık, kelam, felsefe ve matematik alanlarında tartışmalar yürütmüş âlimlerdir.

5.2.3. Sahn-ı Seman ve Süleymaniye Medreseleri

Osmanlı’da yükseköğretimin kurumsallaştığı en üst düzey yapılar Fatih ve Kanuni dönemlerinde inşa edilmiştir:

  • Sahn-ı Seman Medreseleri (1470): Fatih Külliyesi bünyesinde 8 ana medrese ve 8 orta düzey hazırlık medresesinden (Tetimme) oluşur.
    • Dinî ilimlerin (tefsir, hadis, fıkıh) yanında akli bilimler (matematik, geometri, astronomi, fizik) zorunlu okutulmuştur. Bünyesindeki 70 odalı darüşşifada uygulamalı tıp eğitimi verilmiştir.
  • Süleymaniye Medreseleri (1550-1557): Kanuni Sultan Süleymanın Mimar Sinan’a yaptırdığı külliyedir.
    • Bünyesinde açılan Darüttıb (Tıp Medresesi) ve darüşşifası ile tıp ve sağlık alanında ilk özel ihtisaslaşmayı başlatmıştır.
    • Müderrisleri arasında Ali Kuşçu, Molla Lutfi, Ebussuud Efendi, Taşköprülüzade Ahmed Efendi, Kınalızade Ali Efendi ve Hekim Şemseddin İtaki gibi büyük isimler ders vermiştir.

5.3. Takıyyüddin Rasıd ve İstanbul Rasathanesi

5.3.1. Takıyyüddin Rasıd’ın Bilimsel Çalışmaları

Takıyyüddin Rasıd (1526-1585), 1577 Ramazan ayında Sultan III. Murad’ın desteğiyle Tophane sırtlarında İstanbul Rasathanesini kurmuştur.

  • Gök Bilimi ve Matematik: Trigonometride sinüs, kosinüs, tanjant ve kotanjant cetvellerini hesaplamış, gök biliminde ondalık kesir sistemini kullanmıştır.
  • Mekanik Saatler: Astronomik gözlemlerde hassas zaman ölçümü yapmak için ilk mekanik saatleri imal etmiş ve el-Kevâkibü’d-Dürriyye fî Vaz’i’l-Benkâmâti’d-Devriyye adlı eserinde açıklamıştır.
  • Eserleri: Gözlem aletlerini anlattığı Âlât-ı Rasadiyye li-Zîci’ş-Şehinşâhiyye, teorik astronomiyi incelediği Sidretü’l-Müntehe’l-Efkâr ve gözlem kayıtlarını tuttuğu Cedâvilü’r-Rasadiyye‘dir.

5.3.2. İstanbul Rasathanesi ve Tycho Brahe’ın Uraniborg Gözlemevi Karşılaştırması

Teleskobun henüz bulunmadığı XVI. yüzyılda, Takıyyüddin’in İstanbul Rasathanesi ile Danimarkalı gök bilimci Tycho Brahe’ın Uraniborg Gözlemevi eş zamanlı ve benzer nitelikte faaliyet göstermiştir.

  • Her iki rasathanede de duvar kadranı (mural quadrant), gelişmiş südüs ve halkalı küre gibi hassas ölçüm cihazları kullanılmıştır. Takıyyüddin’in tasarladığı mekanik gözlem saatleri dönemin en ileri teknolojisini temsil etmiştir.

5.4. Osmanlı’da Coğrafya, Haritacılık ve Tıp Alanında Yapılan Çalışmalar

5.4.1. Coğrafya ve Haritacılık Çalışmaları

  • Piri Reis (ö. 1554): Uygulamalı deniz haritacılığının öncüsüdür. Çizdiği 1513 ve 1528 tarihli Dünya Haritaları ile Amerikan kıtasını ve kıyı hatlarını yüksek doğrulukla göstermiştir. Denizcilik rehberi olan Kitâb-ı Bahriyye eseri Portolan haritacılığının zirvesidir.
  • Kâtip Çelebi (1609-1657): Teorik coğrafya ve haritacılığın öncüsüdür. Cihannümâ adlı eseriyle Doğu ve Batı coğrafya kaynaklarını sentezlemiştir.

5.4.2. Osmanlı’da Açılan Yeni Tıp Okulları

II. Mahmud Dönemi’nden (1808-1839) itibaren ordunun ve toplumun doktor ihtiyacını karşılamak amacıyla Batı tarzı modern tıp okulları kurulmuştur:

  1. Tıphâne-i Âmire (1827): Modern tıp eğitiminin ilk adımıdır; anatomi ve fizyoloji dersleri verilmiştir.
  2. Cerrahhâne-i Âmire (1832): Cerrahi eğitimini ayrı bir ihtisas alanı yapmak için açılmıştır.
  3. Mekteb-i Tıbbiyye-i Adliye-i Şahâne (1838): Tıphane ve Cerrahhane’nin birleşmesiyle kurulan tam teşekküllü tıp okuludur.
  4. Mekteb-i Tıbbiyye-i Mülkiyye (1867): Sivil halka doktor yetiştirmek amacıyla açılmıştır.
  5. Darülfünun Osmanî Tıp Mektebi (1908): Askerî ve sivil tıp okullarının birleşmesiyle üniversite düzeyinde tıp eğitimine geçilmiştir.

5.5. Osmanlı’da Yeni Eğitim Kurumları ve Yeni Bilimsel Anlayış

5.5.1. Tercümeler ve Sefaretnameler

  • Sefaretnameler: Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi’nin Paris Sefaretnamesi (1721), Batı’daki bilimsel, mimari ve teknik gelişmeleri Osmanlı’ya taşımış; İbrahim Müteferrika ile birlikte ilk Osmanlı Matbaasının (1727) kurulmasına zemin hazırlamıştır.
  • Batı’dan Yapılan Çeviriler:
    • Tıp: Hekimbaşı Subhizade Abdülaziz Efendi, Hollandalı Boerhaave’ın eserini Türkçe tıp literatürüne kazandırmıştır. Lûgat-ı Tıbbiye (1873) ile Türkçe tıp dili oluşturulmuştur.
    • Astronomi: Tezkireci Köse İbrahim Efendi, Noel Duret’in astronomi cetvellerini Secencel el-Eflâk adıyla çevirmiştir (Batı’dan yapılan ilk astronomi çevirisidir). İbrahim Müteferrika ise Atlas Coelestis‘i Mecmûatü Hey’et el-Kadîme ve’l-Cedîde adıyla kazandırmıştır.

5.5.2. Osmanlı’da Açılan Yeni Eğitim Kurumları ve Askerî Okullar

Savaşlardaki yenilgiler üzerine XVIII. yüzyıldan itibaren Batılı anlamda teknik ve askerî okullar açılmıştır:

  • Humbaracı Ocağı & Hendesehâne (1731/1734): Humbaracı Ahmet Paşa (Comte de Bonneval) tarafından batı usulü topçuluk eğitimi için ıslah edilmiş; 1734’te ilk askerî teknik okul olan Hendesehâne açılmıştır.
  • Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyun (1775): Deniz subayları ve mühendisleri yetiştirmek için açılmıştır (İstanbul Teknik Üniversitesinin öncüsüdür).
  • Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyun (1795): III. Selim döneminde kara ordusuna haritacılık, istihkam ve topçuluk eğitimi vermek için kurulmuştur.
  • Mekteb-i Harbiyye (1835): II. Mahmud döneminde modern kara subayı yetiştirmek için açılmıştır.
  • Darülfünun (1863): Sivil yükseköğretim ve üniversite yapısının ilk adımıdır.
  • İnas Darülfünunu (1914): Kadınların yükseköğrenim görmesi için açılan ilk kadın üniversitesidir; 1919’da karma eğitime geçilerek Darülfünun’a katılmıştır.

5.6. XVIII-XIX. Yüzyılda Eğitim ve Bilim Alanında Faaliyet Gösteren Bilim İnsanları

  • Mehmed Said Efendi: Geometri uzmanıdır; top atışlarının isabetli olması için mesafe ölçen Rub’-ı Müceyyeb-i Zülkavseyn cihazını icat etmiştir.
  • Derviş Paşa: Modern fizik ve kimya alanında ilk Türkçe ders kitaplarını yazmıştır.
  • Vidinli Hüseyin Tevfik Paşa: İngilizce kaleme aldığı Linear Algebra (Doğrusal Cebir) eseriyle dünya matematik literatürüne katkı yapmıştır.
  • Salih Zeki (1864-1921): Osmanlı’da modern bilim tarihçiliğinin kurucusudur. Âsâr-ı Bâkıye ve Kâmûs-ı Riyâziyyât eserleriyle İslam ve Batı matematik tarihini incelemiştir.
  • Hulusi Behçet (1889-1948): Kendi adıyla anılan kan damarları iltihabı hastalığını (Behçet Hastalığı) tanımlayarak dünya tıp literatürüne girmiştir.

5.7. Modern Yapılanma ve Rasathâne-i Âmire

1868 yılında kurulan Rasathâne-i Âmire, meteorolojik kayıtlar ve deprem gözlemleri için oluşturulmuş modern bir kurumdur.

  • 1911 yılında Mehmet Fatin Gökmen tarafından Kandilli İcadiye Tepesi’ne taşınmış; astronomi ve meteoroloji eğitimi veren merkeze dönüştürülmüştür.
  • Cumhuriyet döneminde geliştirilerek günümüzdeki Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü adını almıştır.