7. Ünite: Özel Olarak Korunması Gereken Gruplar (Dezavantajlı Gruplar)
1. Kavramsal Çerçeve ve Tanım
Genel Tanım: Özel olarak korunması gereken gruplar; toplumdaki çoğunluğa göre daha zayıf konumda bulunan, bakım, gözetim ve korunmaya gereksinim duyan, toplumsal yaşama (eğitim, istihdam, sağlık, siyaset) katılımda sorunlar yaşayan ve sahip oldukları dezavantajlar nedeniyle dışlanma ve ayrımcılığa uğrama riski taşıyan kesimlerdir.
Kullanılan Farklı Terimler: Literatürde bu grupları ifade etmek için (sosyal) risk grupları, dezavantajlı gruplar, handikaplı gruplar ve kırılgan gruplar kavramları da kullanılmaktadır.
Sayısal Büyüklük: Özel olarak korunması gereken gruplar içerisinde sayısal açıdan en büyük grubu kadınlar oluşturmaktadır.
2. Kadınlar
Çalışma Yaşamına Katılım: Kadınlar tarih boyunca çalışmış olmakla birlikte, ücretli işçi olarak kitlesel biçimde çalışma yaşamına katılları Sanayi Devrimi ile gerçekleşmiştir.
Tarihsel Dönüm Noktaları: I. ve II. Dünya Savaşları, erkek iş gücünün cephede olması sebebiyle kadınların tüm iş kollarında istihdam edilmesini zorunlu kılmış; savaş sonralarında kadın hakları ve cinsiyet eşitliği hareketleri hız kazanmıştır.
Sektörel Dağılım ve Çalışma Koşulları:
Dünya genelinde kadınların iş gücüne katılım oranı erkeklerden belirgin şekilde düşüktür.
Kadın istihdamı gelişmekte olan ülkelerde ağırlıklı olarak tarım, gelişmiş ülkelerde ise hizmetler sektöründe (sağlık, eğitim, ticaret vb.) yoğunlaşmaktadır.
Gelişmiş ülkelerde kadınlar arasında standart dışı (esnek) çalışma, gelişmekte olan ülkelerde ise kayıt dışı çalışma yaygındır.
Türkiye’de Kadın İstihdamı ve Yasal Düzenlemeler:
Türkiye’de kadınların ücretli işçi olarak çalışma yaşamına girmesi Tanzimat Dönemi‘ne (1840’lı yıllara) dayanmaktadır.
Türkiye’de kadın işçileri korumaya yönelik ilk yasal düzenleme 1930 tarihli 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile yapılmıştır.
Anayasa’nın 10. maddesine 2004 ve 2010 yıllarında yapılan eklemelerle kadın-erkek eşitliğini sağlamak amacıyla alınacak tedbirlerin (pozitif ayrımcılık) eşitlik ilkesine aykırı yorumlanamayacağı hüküm altına alınmıştır.
Türkiye’de kadınlarda ücretsiz aile işçiliği oranı yüksek olup (%70,5), kayıt dışılık ve işsizlik oranları erkeklere kıyasla daha yüksektir.
3. Çocuklar ve Gençler
Tarihsel Gelişim: Çocuk ve gençlerin sanayi işçisi olarak çalıştırılması Sanayi Devrimi ile başlamış; ilk koruyucu yasalar İngiltere’de kabul edilmiştir. Uluslararası düzeyde çocukların çalıştırılması ilk kez 1890 Berlin Konferansı‘nda ele alınmıştır.
Asgari Çalışma Yaşı: ILO’nun 138 sayılı Sözleşmesi uyarınca asgari çalıştırılma yaşı genel olarak 15 yaş olarak belirlenmiştir.
Türkiye’deki Yasal Durum:
Türkiye’de çocukların korunmasına ilişkin ilk yasal düzenleme 1921 tarihli 151 sayılı Ereğli Havzası Maden İşçileri Kanunu‘dur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 71. maddesine göre: Genel kural olarak 15 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılması yasaktır. Ancak 14 yaşını doldurmuş ve zorunlu ilköğretim çağını tamamlamış çocuklar, bedensel ve zihinsel gelişmelerine engel olmayacak hafif işlerde çalıştırılabilir. (Sanat, kültür ve reklam faaliyetlerinde ise 14 yaş altı çocuklar da yazılı sözleşme ve izinle çalışabilir).
İş Kanunu uyarınca çocuk işçilerin yıllık ücretli izin süreleri 20 günden az olamaz.
4. Yaşlılar
Tanım ve Yaş Sınırı: Çalışma ekonomisinde yaşlılık başlangıcı genel olarak 65 yaş kabul edilir.
Yaşlılık Evreleri: Yaşlılık kronolojik ve biyolojik olarak sınıflandırılır; yaşlılık terminolojisinde 80 yaş üstü gruptakiler için “dördüncü çağ” kavramı kullanılmaktadır.
Sosyal Politikaların Doğuşu: Geleneksel geniş aileden çekirdek aileye geçişle birlikte yaşlı bakım sorunu belirginleşmiştir. Yaşlılara yönelik kurumsal bakım hizmetleri kapsamında huzurevleri, bakımevleri, yaşlı köyleri ve yaşlı apartmanları yer almaktadır.
5. Engelliler
Nüfustaki Payı: BM Dünya Engelliler Raporu’na göre dünya nüfusunun %15’i bir tür engellilik yaşamaktadır.
Engelli İstihdam Yöntemleri:
Kota Yöntemi: Kanunlarla belirli sayıda işçi çalıştıran işyerlerine belirli oranda engelli çalıştırma zorunluluğu getirilmesidir (dünyada en yaygın uygulanan yöntemdir).
Tahsis Yöntemi: Bazı iş ve mesleklerin tamamen veya kısmen engellilere ayrılmasıdır.
Korumalı İşyeri (Engelliler Çalışma Atölyesi): Birden fazla engeli olan veya ağır engeli nedeniyle normal iş gücü piyasasında iş bulamayanlara devlet desteğiyle özel tasarlanmış korumalı ortamlar sunulmasıdır.
Destekli İstihdam, Teşvikler ve Vergi Muafiyeti, Kooperatif Çalışma.
Türkiye’deki Kota Uygulaması (4857 Sayılı İş Kanunu md. 30):
50 veya daha fazla işçi çalıştırılan işyerlerinde engelli çalıştırmak zorunludur.
Özel sektör işyerlerinde en az %3 engelli;
Kamu işyerlerinde en az %4 engelli (Ayrıca kamu kurumlarında %2 oranında eski hükümlü çalıştırma zorunluluğu vardır). (Örneğin 300 kamu işçisinin çalıştığı bir kurum en az 12 engelli personel çalıştırmak zorundadır).
6. Eski Hükümlüler
Tarihsel ve Hukuki Durum: İşlediği bir suçtan dolayı hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm olup cezasını infaz kurumlarında tamamlayan bireylerdir.
Türkiye’deki Uygulama: Türkiye’de eski hükümlü çalıştırma zorunluluğu sadece kamu sektörü için geçerlidir (%2 oranı uygulanır). Özel sektör işletmeleri için eski hükümlü çalıştırma zorunluluğu bulunmamaktadır.
En Büyük Sorun: Yetersiz sermaye, bilgi birikimi eksikliği ve toplumsal ön yargılar nedeniyle kendi işini kurmakta veya iş bulmakta zorlanmaktadırlar.
7. Göçmenler
Göçmen (BM Tanımı): Vatandaşı olduğu ülke dışında başka bir ülkede 1 yıl veya daha fazla süre kalan kişidir.
Mülteci (1951 Cenevre Sözleşmesi): Irkı, dini, milliyeti, belli bir sosyal gruba aidiyeti veya siyasi düşüncesi nedeniyle zulüm göreceği konusunda haklı bir korku taşıyan ve bu yüzden ülkesinden ayrılan, geri dönemeyen kişidir.
Sığınmacı: Henüz mültecilik/göçmenlik statüsü kesinleşmemiş, hukuki inceleme süreci devam eden kişidir.
Nitelikli İş Gücü / Beyin Göçü: Yüksek eğitimli iş gücünün daha iyi imkanlar için başka ülkelere gitmesidir.
Türkiye’deki Yasal Düzenleme: Yabancıların çalışma izinleri ve tescil süreçleri 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu ile düzenlenmektedir.