1. Türk Dış Politikasının Temel İlkeleri ve Dönemleri
A. Dış Politikanın Temel İlkeleri
Atatürk Dönemi Türk dış politikası; Osmanlı’nın son döneminde yaşanan sıkıntılardan ve Millî Mücadele tecrübelerinden ders çıkarılarak şekillendirilmiştir. Temel felsefesi “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesidir.
- Tam Bağımsızlık: Siyasi, ekonomik, adli ve askerî alanda hiçbir devletin vesayetini kabul etmeme.
- Gerçekçilik: Hayali hedefler peşinde koşmayıp millî imkânlara uygun hareket etme.
- Uluslararası Hukuka Saygı ve Eşitlik: Sorunları diplomasi ve barışçıl yollarla çözme.
- Mütekabiliyet (Karşılıklılık): Uluslararası ilişkilerde diğer devletlerin tutumuna göre hareket etme.
B. Atatürk Dönemi Dış Politikasının Dönemleri
- Millî Mücadele Dönemi (1919–1923): Temel hedef vatanı düşman işgalinden kurtarmak ve Misak-ı Millî’yi gerçekleştirmektir.
- Lozan’dan Kalan Sorunların Çözüldüğü Dönem (1923–1932): Musul sorunu, Nüfus Mübadelesi, Yabancı Okullar, Borçlar gibi Lozan sonrası pürüzler çözülmüştür.
- Dış Güvenlik ve Barış İttifakları Dönemi (1932–1938): Almanya ve İtalya’nın yayılmacı politikalarına karşı sınır güvenliğini sağlama ve dünya barışına katkıda bulunma (Milletler Cemiyeti, Balkan Antantı, Montrö, Sadabat Paktı, Hatay).
2. Lozan Sonrası Yaşanan Sorunlar (1923–1932)
A. Türkiye – Yunanistan İlişkileri ve Nüfus Mübadelesi
- Lozan Kararı: İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada Rumları ile Batı Trakya Türkleri hariç; Anadolu Rumları ile Yunanistan Türkleri karşılıklı yer değiştirecektir.
- Etabli (Yerleşik) Sorunu: Yunanistan’ın İstanbul’da daha fazla Rum bırakmak amacıyla Mondros öncesi şehre gelenleri de “yerleşik” saymak istemesi ve Batı Trakya Türklerinin mallarına el koymasıyla kriz tırmandı.
- Çözüm: 1928’de Yunanistan Başbakanı olan Venizelos yumuşama politikası başlattı. 10 Haziran 1930’da imzalanan Ankara Sözleşmesi ile mübadele sorunu kesin olarak çözüldü. 30 Ekim 1930’da Dostluk Antlaşması imzalandı. Venizelos, 1934 yılında Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermiştir.
B. Türkiye – İngiltere İlişkileri ve Musul Sorunu
- Gelişimi: Lozan’da çözülemeyen Musul konusu için 1924’te Haliç Konferansı toplandı (Türk Heyeti Başkanı: Ali Fethi Okyar). İngiltere’nin Nasturi iddiasıyla Hakkâri’yi de istemesi üzerine konferans sonuçsuz kaldı ve konu Milletler Cemiyetine gitti.
- Milletler Cemiyeti ve Brüksel Hattı: Cemiyet, İngiltere’nin etkisiyle Brüksel Hattı adı verilen sınır oluşturarak Musul’u Irak’a bırakma kararı aldı.
- Şeyh Sait İsyanı’nın Etkisi: İç politikada çıkan Şeyh Sait İsyanı nedeniyle askerî harekât imkânı zorlaşan Türkiye, diplomasi yolunu seçti.
- Ankara Antlaşması (5 Haziran 1926): Musul, İngiliz mandasındaki Irak’a bırakıldı. Irak petrol gelirlerinin %10’u 25 yıl süreyle Türkiye’ye verildi (Türkiye İngiltere’nin nakit ödeme teklifini reddetti). Musul’un kaybedilmesi Misak-ı Millî’den verilen tavizdir.
C. Türkiye – Fransa İlişkileri
- Türkiye–Suriye Sınırı: 30 Mayıs 1926’da Dostluk ve İyi Komşuluk Antlaşması ile sınır komisyonu çalışmaları tamamlandı.
- Yabancı Okullar Sorunu: Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile yabancı okullar MEB’e bağlandı. Fransa’nın konuyu uluslararası alana taşıma isteğini Türkiye “iç mesele” sayarak reddetti ve taviz vermedi.
- Bozkurt – Lotus Olayı (1926): Ege açıklarında Fransız Lotus gemisinin Türk Bozkurt kömür gemisine çarpıp batırması sonucu Adalet Bakanı Mahmut Esat Bey konuyu Lahey Uluslararası Daimi Adalet Divanına taşıdı. 1927’de Türkiye haklı bulundu. Bu olay Türkiye’nin uluslararası hukuktaki ilk büyük zaferidir (Atatürk, Mahmut Esat Bey’e “Bozkurt” soyadını vermiştir).
- Adana – Mersin Demir Yolunun Devletleştirilmesi (1929): Fransız şirketin işlettiği demir yolu iktisadi bağımsızlık gereği satın alınarak millileştirildi.
Ç. Türkiye – SSCB İlişkileri
- Milli Mücadele’den itibaren devam eden dostluk, 17 Aralık 1925’te imzalanan Türkiye-SSCB Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması ile pekiştirildi. SSCB, I. Beş Yıllık Sanayi Planı döneminde Türkiye’ye mali ve teknik destek sağladı.
3. Dünya Barışına Katkı ve Dış Güvenlik Adımları (1932–1938)
A. Milletler Cemiyetine Giriş (18 Temmuz 1932)
- Neden Geç Katılındı?: Cemiyetin Musul kararında İngiltere tarafını tutması ve büyük devletlerin çıkar aracı gibi çalışması.
- Katılım: İtalya ve Almanya’nın yayılmacı tehdidine karşı, İspanya’nın teklifi ve Yunanistan’ın desteğiyle Türkiye davet edildi ve cemiyete üye oldu.
B. Balkan Antantı (9 Şubat 1934)
- Amacı: İtalya ve Almanya’nın Balkanlar üzerindeki yayılmacı emellerine karşı sınır güvenliğini korumak.
- Katılan Devletler: Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya.
- Katılmayanlar: Bulgaristan (toprak talepleri olduğu için) ve Arnavutluk (İtalya baskısı altında olduğu için).
C. Montrö (Montreux) Boğazlar Sözleşmesi (20 Temmuz 1936)
- Neden Gündeme Geldi?: Lozan’da kurulan uluslararası Boğazlar Komisyonu ve Boğazların silahsızlandırılması Türkiye’nin güvenliğini tehdit ediyordu. İtalya’nın Habeşistan’ı işgali, Almanya’nın Ren bölgesine asker çıkarması üzerine Türkiye uluslararası topluma başvurdu.
- Önemli Maddeleri:
- Uluslararası Boğazlar Komisyonu kaldırıldı; tüm yetkiler Türkiye’ye devredildi.
- Türkiye Boğazlar bölgesinde asker bulundurma ve tahkimat yapma hakkı kazandı.
- Ticaret gemilerinin geçişi serbest bırakıldı; savaş gemilerine tonaj ve süre sınırlaması getirildi.
- Savaş halinde veya savaş tehlikesi durumunda Boğazları kapatma yetkisi Türkiye’ye verildi.
- Önemi: Boğazlar üzerinde tam egemenlik sağlandı, Misak-ı Millî’nin bir maddesi daha gerçekleşti.
Ç. Sadabat Paktı (8 Temmuz 1937)
- Amacı: İtalya’nın Doğu Akdeniz ve Habeşistan işgali sonrası doğu sınırlarını güvenceye almak.
- Katılan Devletler: Türkiye, İran (Şah Rıza Pehlevi), Irak ve Afganistan. Tahran’daki Sadabat Sarayı’nda imzalandı.
- Katılmayan: Suriye (Türkiye ile Hatay sorunu, Irak ile sınır sorunları olduğu için).
D. Hatay’ın Ana Vatana Katılması (1938–1939)
- Süreç: Fransa 1936’da Suriye’deki mandasını kaldırırken Hatay’ı Suriye’ye devretmek istedi. Türkiye bunu kabul etmeyerek konuyu Milletler Cemiyetine taşıdı.
- Sandler Raporu: Cemiyetin atadığı İsveçli temsilci Sandler, yayımladığı raporda Hatay nüfusunun çoğunluğunun Türk olduğunu belirterek bağımsız bir devlet kurulmasını önerdi.
- Atatürk’ün Kararlılığı: Atatürk hastalığına rağmen Mayıs 1938’de Mersin ve Adana gezisine çıkarak askerî geçit törenleri yaptırdı (“Hatay benim şahsi meselemdir”).
- Hatay Devleti’nin Kuruluşu (Eylül 1938): 5 Temmuz 1938’de Türk ordusu Hatay’a girdi. Seçimler sonucu bağımsız Hatay Devleti kuruldu. Devlet Başkanı Tayfur Sökmen, Başbakan Abdurrahman Melek oldu.
- Ana Vatana Katılma (29 Haziran 1939): Hatay Meclisi oy birliğiyle Türkiye’ye katılma kararı aldı. 30 Haziran 1939’da TBMM kabul etti.
📌 YAZILI SINAVI İÇİN HIZLI HİLE / ŞİFRE TABLOSU
| Konu / Kavram | Sınavda Çıkabilecek Kritik Bilgi |
|---|---|
| Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne Aday Gösteren Lider | Venizelos (Yunanistan Başbakanı – 1934) |
| Musul Görüşmelerinin Yapıldığı Konferans | Haliç Konferansı (1924 / Ali Fethi Okyar) |
| Musul Sınırını Belirleyen Geçici Hat | Brüksel Hattı (Milletler Cemiyeti) |
| Musul’un Irak’a Bırakıldığı Antlaşma | 5 Haziran 1926 Ankara Antlaşması |
| Bozkurt – Lotus Davası Yargılama Yeri | Lahey Uluslararası Daimi Adalet Divanı (Mahmut Esat Bozkurt) |
| Balkan Antantı Üyeleri Şifresi | T-A-Y-Y-A-R (Türkiye, [Arnavutluk yok], Yugoslavya, Yunanistan, [Amblem/Atat], Romanya) / Kısaca: Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya |
| Sadabat Paktı Üyeleri Şifresi | İ-R-A-N / T-İ-A-I (Türkiye, İran, Afganistan, Irak) (Suriye yok!) |
| Boğazlar Komisyonunu Kaldıran Sözleşme | Montrö Boğazlar Sözleşmesi (20 Temmuz 1936) |
| Hatay Raporu | Sandler Raporu (Nüfusun Türk olduğunu belgeledi) |
| Hatay Devleti’nin İlk Devlet Başkanı ve Başbakanı | Devlet Başkanı: Tayfur Sökmen / Başbakan: Abdurrahman Melek |