Ünite 9: A wide world

1. Dil Bilgisi (Grammar): can ve can’t Kullanımı

Ünite 9’da can kip fiili (modal verb) iki temel işleviyle ele alınmaktadır: bir şehirde/yerde yapılabilecek olasılıkları ve gezi etkinliklerini anlatmak ile kişisel yetenekleri/becerileri (özellikle dil konuşma yeteneğini) ifade etmek.

A. Yapısal Kurallar (Form & Sentence Structure)

  • Olumlu Cümle:Özne + can + Fiil (yalın / bare verb)
    • Örnek: You can take a ferry to the Statue of Liberty. (Özgürlük Heykeli’ne feribotla gidebilirsiniz.)
    • Örnek: I can speak a little English. (Biraz İngilizce konuşabilirim.)
  • Olumsuz Cümle:Özne + can’t + Fiil (yalın / bare verb)
    • Örnek: You can’t see anything in the rain. (Yağmurda hiçbir şey göremezsiniz.)
    • Örnek: I can’t speak Korean. (Korece konuşamam.)
  • Soru Cümlesi ve Kısa Cevaplar:Can + Özne + Fiil (yalın) ... ?
    • Örnek: Can you make Indian food? ——–> Olumlu: Yes, I can. | Olumsuz: No, I can’t.
    • Örnek: What can you do in New York? ——–> You can go to a Broadway show.

B. Sınavda Hayat Kurtaran can / can’t Püf Noktaları

  1. Fiil Daima Yalındır: can veya can’t yapısından sonra gelen ana fiil hiçbir ek almaz; sonuna -ing, -s, -ed getirilemez ve önüne to konulamaz (You can go doğrudur; You can to go veya You can going yanlıştır).
  2. Genel İnsanlar Anlamında You Kullanımı: Konuşma dilinde can fiilinden önce en sık kullanılan kelime you kelimesidir. Buradaki you sadece “sen” değil, genel olarak “insanlar / herkes” (people in general) anlamına gelir.
    • Örnek: You can’t take pictures. = Fotoğraf çekmek mümkün değildir / yasaktır.

2. Kelime Bilgisi (Vocabulary)

A. Şehirde Yapılabilecek Gezi Etkinlikleri (Sightseeing Activities & Places)

Sınavda eşleştirme ve boşluk doldurma sorularında çıkan temel şehir ve gezi aktiviteleri:

  • take a ferry to an island: Bir adaya feribotla gitmek
  • go to the top of a tower / building: Bir kulenin/binanın tepesine çıkmak
  • get a view of the city: Şehir manzarasını seyretmek
  • visit historic sites / historic areas: Tarihi yerleri / bölgeleri ziyaret etmek
  • visit an old castle / palace: Eski bir kaleyi / sarayı ziyaret etmek
  • see famous bridges or statues: Ünlü köprüleri veya heykelleri görmek
  • take a walking tour / bus tour: Yürüyüş turuna / otobüs turuna katılmak
  • spend a day at the beach: Plajda bir gün geçirmek
  • go to a Broadway show: Bir Broadway gösterisine gitmek

B. Ülkeler, Diller ve Milliyetler (Countries, Languages & Nationalities)

Kitapta yer alan ülke, dil ve milliyet gruplandırmaları:

  1. Ülkeler (Countries) ve Bölgesel Konumlar:
    • Avrupa: Germany (Almanya), France (Fransa), Spain (İspanya), Italy (İtalya), Great Britain (Büyük Britanya).
    • Asya & Ortadoğu: Turkey (Türkiye), Japan (Japonya), China (Çin), South Korea (Güney Kore), Thailand (Tayland), India (Hindistan).
    • Amerika: the United States (Amerika Birleşik Devletleri), Canada (Kanada), Mexico (Meksika), Brazil (Brezilya), Peru (Peru).
  2. Diller (Languages): Turkish, English, Spanish, French, German, Italian, Russian, Arabic, Japanese, Chinese, Korean, Thai, Portuguese.
  3. Milliyet Eki Grupları (Nationalities Grouping):
    • -an / -ian ile bitenler: American, Australian, Brazilian, Canadian, Egyptian, German, Italian, Korean, Mexican, Peruvian, Russian.
    • -ese ile bitenler: Chinese, Japanese, Vietnamese.
    • -ish ile bitenler: British, English, Irish, Polish, Spanish, Turkish.
    • Farklı Bitenler: French, Thai.

C. Uluslararası Yemekler (International Foods)

  • Italian food (Spagetti/Pizza)
  • Japanese food (Suşi)
  • Mexican food (Tako/Enchilada)
  • Indian food (Körili yemekler)

3. Günlük İletişim Stratejileri (Conversation Strategies)

A. Yabancı Bir Sözcüğün Anlamını ve Kökenini Açıklama

Bir nesnenin adını veya hangi dilden geldiğini ifade ederken kullanılan kalıplar:

  • It’s called ... (Buna … denir)
  • The word is from ...(Kelime … dilinden gelmektedir)
    • Örnek: It’s called yogurt. The word is from Turkish. (Buna yoğurt denir. Kelime Türkçe’den gelmektedir.)

B. Örnek Verirken like Kullanımı (Using like to give examples)

Konuşma esnasında örnekler sıralarken cümleye like (gibi) kelimesi eklenir:

  • What are good souvenirs to buy? ——–>Well, things like postcards. (Kartpostal gibi şeyler.)
  • Where are good places to visit? ——–> Oh, places like museums. (Müze gibi yerler.)

Like Kelimesi Hakkında İlginç Bilgi (Did you know?): Like kelimesi günlük konuşma dilinde en sık kullanılan ilk 15 kelimeden biridir. Cümledeki kullanım yerine göre farklı anlamlara gelir:

  1. Beğeni/Tercih Bildirme: I like Brazilian food. (Brezilya yemeğini severim.)
  2. Tanım/Nitelik Sorma: What’s Thailand like? (Tayland nasıl bir yerdir?)
  3. Benzerlik Bildirme: Sprinkles are like sugar. (Süs şekerleri şeker gibidir.)
  4. Örnek Verme: Things like souvenirs… (Hediyelik eşya gibi şeyler…)

4. AÖF Sınavında 100 Almak İçin Kritik Püf Noktaları ve Soru Taktikleri

  1. can / can't Şık Eleme Taktiği: Soru kökünde can veya can’t gördüğünüzde, şıklarda fiilinin yalın halini arayın. -ing takısı almış (going), -s takısı almış (goes) veya to eklenmiş (to go) şıkları doğrudan eleyin.
  2. Ülke vs. Dil/Milliyet Ayrımı:
    • Boşluktan önce in edatı varsa Ülke ismi seçilmelidir (They speak English in Canada / in the United States).
    • Boşluktan sonra food, music, band veya people kelimesi geliyorsa Milliyet ismi seçilmelidir (Brazilian music, Mexican food, British band).
  3. like ile Örnek Verme Soruları: Diyalog sorularında konuşmacı genel bir kategoriden söz edip ardından spesifik örnekler veriyorsa (souvenirs, museums, clothes), arada boş bırakılan yere like kelimesi getirilmelidir.
  4. Soru Cümlesi Sıralaması: Bilgi sorularında sıralama Wh- Word + can + Özne + Fiil şeklindedir (What can you do in New York?).